Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanılı beyin metastazlı hastalarda tüm beyin radyoterapisi sonrası klinik ve radyolojik cevap değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, RADYOLOJİ ONKOLOJİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2013

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FUNDA ÇUKURÇAYIR

Danışman: MERT SAYNAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, beyin metastazlarının tüm beyin radyoterapisine cevabını ve tüm beyin radyoterapisi ardından geçen süreninin cevap üzerine etkisini araştırmak amaçlandı. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne beyin metastazı ile başvuran ya da hastalığının seyri esnasında beyin metastazı gelişen 18 hasta çalışmaya dahil edildi. Tetkik ve muayeneleri tamamlanan 12 hastanın sonuçları analiz edildi. Hastaların radyoterapi öncesi ve tüm beyin radyoterapisi tamamlandıktan 4-6. hafta ve 8-10. haftada nörolojik muayenesi ve manyetik rezonans incelemeleri yapıldı. Radyolojik değerlendirme sonucu, 2 hastada (%17) tam cevap, 6 hastada parsiyel cevap (%50) ve 4 hastada (%33) stabil hastalık belirlendi. Soliter metastazı olan 2 hastada lezyon tamamen kaybolurken ve multipl metastazı olan iki hastada lezyonlardan biri 8-10. haftada yapılan incelemede kayboldu. En büyük lezyonun çapı 0,6-4,3 cm (ortalama 2,5 cm) iken, 8-10. haftada yapılan ölçümde bu değerler 0-3,5 cm (ortalama 1,6 cm) bulundu. Tümör volümleri değerlendirildiğindeyse 78 mm3 ile 62.320mm3arasında değiştiği görüldü. Tanı manyetik rezonanstaki volümler ile radyoterapi sonrası ilk ve ikinci manyetik rezonans volümler karşılaştırıldığında anlamlı bir yanıt elde edildi (p=0,008 ve p=0,003). Tüm beyin radyoterapisi ardından tüm hastalarda semptomların şiddetinde ya da nörolojik bulgusu olan hastalarda ise bulgularında azalma ya da tamamen kaybolması şeklinde bir nörolojik iyileşme saptandı. Çalışmamızda, beyin metastazlı hastalarda, tüm beyin radyoterapisi ile nörolojik düzelme ve tüm beyin radyoterapisinden 8-10 hafta sonra hastaların bir çoğunda lezyonların boyutunda ölçülebilir bir küçülme sağlanmıştır. Bu bulguları destekleyen daha uzun takip süreli ve daha çok hasta içeren çalışmalara ihtiyaç vardır.