Laparoskopik kolesistektomide kolanjiyografinin yapılması ve önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 1999

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATİN RÜŞTÜ POLAT

Danışman: İRFAN COŞKUN

Özet:

65 ÖZET İlk kez Spaw ve arkadaşları tarafindan 1991 yılında uygulanan laparoskopik intraoperatif kolanjiyografi safra kesesi ve yollan cerrahisi ile uğraşan cerrahların başlıca yardımcı işlemlerinden biridir. Ancak günümüzde hala, rutin mi yoksa selektif mi kullanılması gerektiği tartışma konusu olmaktadır. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi genel cerrahi kliniğinde kasım 1997-aralık 1998 tarihleri arasında ve Franzens Üniversitesi Tıp Fakültesi genel cerrahi kliniğinde ise ekim- 1996 nisan- 1997 tarihleri arasında safra kesesi ve/veya yollan hastalıktan nedeni ile öpere edilen 62 olgunun 5 Finin 3 'üne açık 48 'ine laparoskopik intraoperatif kolanjiyografi yapıldı(62 olgunun ll'ine kolanjiyografi yapılamadı). Olguların 46'sı kadın ve 16'sı erkektir. Ortalama yaş 44.39'dır. Laparoskopik intraoperatif kolanjiyografi 47 olguda transsistik olarak, 1 olguda kolesistokolanjiyografi şeklinde yapıldı. Konvansiyonel kolesistektomi ameliyatmdaM kolanjiyografi de transsistik olarak yapıldı. Kontrast madde(ürovizyon® veya imagopaque300®) %50 oranında sulandırılarak kullanıldı. Kolanjiyografi işlemi OEC-diasonic floroskopik inceleme altında yapılmış ve olgulardan radyogram alınmıştır. Çalışmada kolanjiyografi yapılan olgularımızdan 2'sinde dolum defekti nedeniyle konvansiyonel ameliyata geçildi. Bunlardan Fine koledok eksplorasyonu endikasyonu konuldu. Koledokolitazis teşhisi konulan 2 olgumuzun tedavisinde ERKP ve EP tercih edildi. Yani koledokolitiazis olan olgularda koledok eksplorasyon endikasyonu konulmayarak EP'nin yeterli olacağı görüşüne varıldı. Yine 1 olgumuzda kolanjiyografi teknik olarak yapılamamıştır. Bu hastaya postoperatif 30'uncu günü kolanjit atağı nedeniyle ERKP yapıldı ve koledokta kalkül görüldü. Bu olguya da koledok eksplorasyonu yerine EP tercih edildi. İntraoperatif kolanjiyografi uygulanan 51 olgunun 45 'inde (%88) negatif (normal) kolanjiyografi, 6'sında(%12) pozitif (anormal) kolanjiyografi elde edilmiştir. 1 olguya yalancı pozitif kolanjiyografi olarak değerlendirilmiştir. Yalancı pozitif kolanjiyografilerin başlıca sebebi işlem sırasında safra yollarına kaçırılan hava kabarcıklandır. Literatürde % 1-2 arasında bildirilen koledokta gözden kaçan taşların saptanabilmesi ve gereksiz koledokotominin engellenebilmesi ancak, intraoperatif kolanjiyografi işleminin rutin uygulanması ile mümkün olabilecektir.66 Kolay olarak uygulanan, hiçbir mortalite ve morbiditesi olmayan(ancak tecrübesi az olan cerrahların ameliyatlarında az da olsa safra yollan yaralanma riski olabilir) ve operasyon süresini çok az uzatan bu yöntemin kullanılması; cerrahların uykusuz geceler geçirmelerini engelleyebilecektir. İşlemin total doğruluğu %98, duyarlılığı %83 ve özgüllüğü %100'e yalandır. İntraoperatif kolanjiyografi işlemine intraoperatif ultrasonografi ve fleksible koledokoskopinin eklenmesi koledokta taş unutulması insidansını en düşük seviyeye indirebilecek diğer iki yöntemdir. Bütün bu işlemlere rağmen postoperatif dönemde koledokda sessiz kalmış ya da yeniden oluşmuş taş saptanan olgularda endoskopik olarak bunların çıkartılması kolay ve başardı bir yöntemdir.