Buprenorfin/nalokson idame tedavisindeki opioid bağımlısı hastalarda izlem sonuçlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YUNUS TAYLAN

Danışman: MEHMET BÜLENT SÖNMEZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Opioid agonisti ilaçlarla idame tedavisi opioid kullanım bozukluğu tanılı hastalarda olumlu etkiler sağlamaktadır ancak tedaviden ayrılma oranları yüksektir. Birtakım bireysel özelliklerin tedavi programında uzun süre kalmayı belirleyebildiği gözlemlenmektedir. Araştımamızda opioid kullanım bozukluğu tanısıyla yatarak tedavinin ardından buprenorfin-nalokson idame tedavisi ile ayaktan izlenen 206 hastanın bir yıllık izlem sonuçları geriye-dönük incelendi. İzlemin 3. ve 12. ayında tedaviyi sürdüren ve tedaviden ayrılan/depreşen hastaların sosyodemografik ve klinik özellikleri, Bağımlılık Profili İndeksi - Klinik Formu (BAPİ-K) puanları değerlendirildi. İzlemin 3. ve 12. ayında örneklemin sırayla %55.3'ü ve %25.2'si tedavi altındaydı. Erken düzelme grubunda önceki yıl çoklu madde kullanımı oranı daha düşüktü. Tam düzelme grubunda eğitim süresi daha uzun, suç öyküsü daha az, BAPİ-K anksiyete ve öfke kontrol yetersizliği alt ölçek puanları daha düşüktü. İzlemin 3. ve 12. aylarında düzelme gruplarında yaş daha yüksek, sigara, madde ve eroin kullanım başlangıç yaşı daha geç, 28 günlük tedavi programını tamamlama oranı daha yüksek ve BAPİ-K heyecan arama davranışı alt ölçek puanları daha düşüktü. İdame tedavisinde kalma süresiyle yaş, eğitim süresi, sigara, madde ve opioid kullanımı başlangıç yaşları arasında pozitif; madde kullanım süresi, yatarak tedavi sayısı arasında negatif korelasyon bulundu. Yüksek BAPİ-K anksiyete, öfke kontrol yetersizliği ve heyecan arama davranışı alt ölçek puanları azalmış idame tedavi süresiyle ilişkiliydi. Gruplar arasında farklılık izlenen ve idame tedavi süresiyle ilişkisi gösterilen etmenler alanyazınla büyük ölçüde uyumlu olup alanyazına ülke ve bölge temelinde veri sunmuştur. Sonuçlarımızın nedensel ilişkileri ortaya koyacak kapsamlı ileriye dönük araştırmaları teşvik edeceği düşünülmektedir.