Kronik miyeloid lösemi olgularımızın geriye dönük değerlendirilmesi: Tek merkez deneyimi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAKKI ONUR KIRKIZLAR

Danışman: AHMET MUZAFFER DEMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kronik miyeloid lösemi, miyeloid öncül hücrelerin klonal aşırı çoğalması ile tanımlanan bir hemopoietik kök hücre hastalığı olup, kronik miyeloproliferatif neoplazmlar arasında sınıflandırılmaktadır. Kronik miyeloid lösemi, erişkin lösemilerin yaklaşık %15'ini oluştururken, yıllık insidansı yaklaşık 1,6/100.000'dir. Tanısı sırasında ortalama yaşın 65 olduğu saptanmıştır.Bu çalışmada amacımız kronik miyeloid lösemi tanısı ile Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı klinik ve polikliniğinden izlenen hastalar ile ilgili merkezimizin sonuçlarını değerlendirmek ve bu sonuçları literatür verileri ile karşılaştırmaktır.Toplamda kronik miyeloid lösemi tanısı ile tedavisi almakta olan 57 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar demografik, klinik özelliklerine göre değerlendirildi ve Dünya Sağlık Örgütü ölçütlerine göre evrelendirmeleri ile birlikte Sokal, Hasford ve Eutos risk skorlamaları yapıldı. Hematolojik, sitogenetik ve moleküler yanıtları Avrupa Lösemi Ağı ölçütlerine göre değerlendirildi. Hastaların tedavilere yanıtları, bu yanıtlarda farklılık yaratabilecek alt grupları ve risk faktörleri, sağ kalım analizleri ve kronik miyeloid lösemi konusunda merkezimizin tecrübesinin değerlendirildi.Hastaların demografik ve klinik verileri diğer çalışmalara benzer olduğu saptandı. Olaysız sağ kalımda sitogenetik yanıtın en önemli belirteç olduğu ve istatistiksel anlamlı farklılıklar yarattığı izlendi. Risk gruplarının da sağ kalım üzerinde etkili olduğu gözlendi. tirozin kinaz inhibitörü sonrası tedavide geçmişe göre büyük başarı sağlanmasına rağmen uzun dönemli takiplerde hastaların bir kısmında imatinib altında yanıt alınamamakta ya da tedavi altında yanıt kaybı geliştiği izlendi ve bazı hastalarda ikinci kuşak tirozin kinaz inhibitörü kullanmak (bizim çalışmamızda %35) gerekti.Bu nedenle hastaların yanıt kaybı olabilecek olanları, yüksek riskli olanlarını önceden ayırt edebilecek yeni yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Bir grup hastada tedaviye karşı direnç gelişebilir. Günümüzde artık birinci basamak tedavide yer almayan allogeneik hematopoetik kök hücre nakli bu tip hastalarda özellikle T315I pozitif olanlarda tedavi seçenekleri içerisinde yer almalıdır.