Kanser hastalarının kötü haber alma durumlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ENES ÇİÇEK

Danışman: ÖNDER SEZER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kötü haber verme hekimliğin birçok döneminde, altından kalkması güç, hekimi ve hastayı psikolojik, fiziksel ve duygusal anlamda zorlayan, doğru yapılmadığında hasta-hekim ilişkisini ve tedaviye uyumu bozan bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır. Hekimliğin en zor görevlerinden olan kötü haber verme hakkında tıp fakültesinde yeterince eğitim verilmemektedir. Çalışmamızda kanser hastalarının kötü haber alma durumlarını inceleyerek kötü haberin nasıl, ne kadar sürede, nasıl bir ortamda söylendiğini ve hastaların neler hissettiklerini, hastalara SPIKES protokolüne göre ne kadar uyumlu şekilde kötü haber verildiğini incelemeyi planladık. Böylece kötü haber verilirken hastayı ve hastanın psikolojisini nelerin etkileyebileceğini ve hekim olarak nelerin farklı yapılabileceğini ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamız Trakya Üniversitesi Balkan Onkoloji Hastanesi servis, poliklinik ve ayaktan kemoterapi ünitesinde, daha önce kanser tanısı almış 351 hasta ile yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Katılımcılara 9'u sosyodemografik olmak üzere toplam 42 soru sorulmuştur. Katılımcıların %46,4'ü erkek, %53,6'sı kadın olmakla birlikte, katılımcıların yaş ortalaması 58,09±11,84 olarak saptanmıştır. Katılımcıların %29,9'u kötü haberi veren hekimin kendini tanıtmadığını, %22,2'si hekimin tanı tedavi ve yan etkiler hakkında bilgi vermediğini, %32,2'si kötü haberi aldıkları görüşmenin 10 dakikadan kısa sürdüğünü belirtmiştir. Katılımcıların %44,7'si kötü haber verilirken hekimin kendisine davrandığından daha yakın davranmasını istediklerini belirtmiştir. Çalışmamızda SPIKES protokolüne göre hastaların kötü haber alma durumları incelendiğinde, protokole uygun davranışların oranı maddelere göre %60-80 arasında seyretmektedir. Hekimlere etkin iletişim ve kötü haber verme üzerine eğitimler verilmesi ile bu oranın yükseltilmesi, hastaların kötü haberi daha uygun koşullarda alması demektir. Daha iyi koşullarda alınan kötü haber hastanın biyopsikososyal olarak iyilik halinin devam edebilmesini sağlamaktadır.