Epilepsi hastalarında polisomnografik uyku parametrelerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERDİ ŞENSÖZ
Danışman: Hülya Özkan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Uyku ve epilepsi arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Epilepsinin, uyku yapısını bozduğu ve uyku sorunlarını arttırdığı, uykunun ise nöbet sıklığını, zamanlamasını ve elektrografik olarak interiktal epileptiform deşarjların oluşumunu etkilediği bilinmektedir. Uyku ve epilepsi arasında iyi bilinen bu ilişkiye rağmen, uykunun nöbet kontrolü ve tedaviye yanıt üzerindeki etkisilerine dair veriler sınırlıdır. Bu tez, epilepsili hastalarda polisomnografik uyku parametrelerinin nöbet kontrolü ile ilişkisini incelemek ve REM uyku değişikliklerinin epilepsili hastalar için olası bir prognostik biyobelirteç olarak değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. 1 Nisan 2022 ile 1 Ocak 2025 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği PSG video-EEG monitorizasyon ünitesine yatırılan 20 iyi kontrollü sJTKN'li İJE hasta (13 kadın, 7 erkek; ortalama yaş 33,85 ± 10 yaş), 18 kötü kontrollü sJTKN'li İJE hasta (9 kadın, 9 erkek; ortalama yaş 29,83 ± 11,37) ve 17 sağlıklı kontrol (7 kadın, 10 erkek; ortalama yaş 27.29 ± 10,21) çalışmaya dahil edildi. Tüm olguların demografik, klinik ve 24 saat süreli polisomnografik-elektrografik verileri retrospektif olarak tarandı ve kayıtlandı. PSG videoEEG monitorizasyonundan sonraki ilk altı aylık sürede nöbet geçirmeyen hastalar iyi kontrollü, nöbet geçiren hastalar ise kötü kontrollü olarak tanımlandı. İyi kontrollü ve kötü kontrollü hasta grupları kendi aralarında ve sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldı. PSG video-EEG monitorizasyonundan önceki son altı aylık ve son bir yıllık dönemlerde nöbet sayısı iyi kontrollü epilepsili hastalarda kötü kontrollü epilepsili hastalara göre anlamlı düşük bulundu (p < 0,001). Uyku devamlılığı yüzdesi nöbet kontrol düzeyi ile ilişkili bulunmasa da, kötü kontrollü epilepsili hastalarda sağlıklı kontrollere göre anlamlı düşük saptandı (p < 0,05). N1 uyku yüzdesi nöbet kontrol düzeyi ile ilişkili bulunmadı, ancak N1 yüzdesi kötü kontrollü epilepsili hastalarda sağlıklı kontrollere göre anlamlı yüksek saptandı (p < 0,05). REM latansının nöbet kontrol düzeyi üzerinde belirgin bir etkisi olmamakla birlikte, kötü kontrollü hastalarda daha belirgin olmak üzere tüm epilepsili hastalarda sağlıklı kontrollere göre uzun bulundu (p = 0,052). Toplam REM periyodu sayısı nöbet kontrol düzeyi ile ilişkili bulunmasa da, kötü kontrollü epilepsili hastalarda sağlıklı kontrollere göre anlamlı düşük saptandı (p < 0,05). REM yüzdesi kötü kontrollü hastalarda iyi kontrollü hastalara göre anlamlı düşük saptandı (p = 0,024). Çalışmamız, özellikle kötü kontrollü epilepsili hastalarda uyku yapısının belirgin biçimde bozulduğunu göstermektedir. Kötü kontrollü hastalarda REM yüzdesi ve REM periyodu sayısı anlamlı olarak azalırken, REM latansında uzama eğilimi gözlenmiştir. İyi kontrollü epilepsili hastaların REM uykusu ölçümlerinin sağlıklı kontrollerle benzer bulunması, nöbet kontrolü sağlandığında uyku yapısının büyük ölçüde normalleştiğini desteklemektedir. Böylece epilepsi kontrol düzeyinin yalnızca nöbet sıklığını değil, uykunun fizyolojik bütünlüğünü de etkilediği göstermektedir. Sonuç olarak, bulgularımız uyku yapısındaki değişikliklerin epilepsi kontrol düzeyi ile ilişkili olduğunu ve REM uykusunun epilepsili hastalarda potansiyel bir prognostik biyobelirteç olabileceğini düşündürmektedir.