Unipolar mani ve bipolar bozukluk hastalarının BDNF ve sitokin düzeylerinin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MILKIBAR KYAZIM ULUTÜRK

Danışman: YASEMİN GÖRGÜLÜ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yapılan çalışmalarda bipolar bozukluğun farklı alt tiplere ayrıldığı gösterilmiştir. Unipolar maninin bipolar bozukluğun bir alt tipi olduğunu ve ayrı tanı olarak ele alınması gerektiğini savunan birçok araştırmacı mevcuttur. Literatürde unipolar mani ve bipolar bozukluk tanılı hastaların farklılıklarını ortaya koyan araştırmalar yapılmıştır. Fakat iki grubu karşılaştıran çalışmalarda sitokinler ve beyin kaynaklı nörotrofik faktörler incelenmemiştir. Bu çalışmada, unipolar mani ve bipolar bozukluk tanılı hastalarında sosyodemografik, klinik özellikler, serum beyin kaynaklı nörotrofik faktör ve sitokin düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmaya, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğine başvuran, DSM-5 tanı ölçütlerine göre 42 bipolar bozukluk tanılı hasta ve 38 unipolar mani için tanı ölçütlerini karşılayan ötimik dönemdeki hastalar dahil edildi. Katılımcılara sosyodemografik veri formu, Young Mani Derecelendirme Ölçeği, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Temperament Evaluation of Memphis, Pisa, Paris ve San Diego- Autoquestionnaire, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Standartize Mini Mental Test uygulandı. Tüm katılımcılardan kan alınarak serum beyin kaynaklı nörotrofik faktör, interlökin-1beta, interlökin-6, tümor nekrotizan faktör-alfa, C-reactive protein, lökosit düzeylerine bakıldı. Araştırmamızda 495 bipolar bozukluk tanılı hastadan %7,7'sinin unipolar mani tanı ölçütlerini karşıladığı tespit edildi. Bipolar bozukluk grubunda unipolar mani grubuna göre geçmiş özkıyım düşüncesinin, remisyonda kalma süresinin uzun olduğu istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu. Manik atak sayısının, hastanede yatış sayısının unipolar mani grubunda bipolar bozukluk grubundan istatistiksel olarak daha yüksek saptandı. Tüm manik belirtiler arasından öfori, cinsel ilgi artışı, grandiyozite ve hezeyan gibi semptomların görülme oranı unipolar mani grubunda istatistiksel olarak daha yüksek olduğu tespit edildi. Hipertimik, siklotimik ve depresif mizaç özelliklerinin unipolar mani grubunda anlamlı olarak daha yüksekti. Bipolar bozukluk grubundaki hastaların halen en çok kullanmakta oldukları duygudurum düzenleyicisinin lityum olduğu, unipolar mani grubunda ise en çok kullanılan duygudurum düzenleyicisinin valproik asit olduğu tespit edildi. İnterlökin-6 ve C-reactive protein düzeylerinin unipolar mani grubunda bipolar bozukluk grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulundu. Bipolar bozukluk grubunda interlökin-1beta düzeyleri ve hastalık süresi arasında negatif ilişki saptandı. Ayrıca tüm katılımcıların birleştirilerek oluşturulan örneklemde IL-6 düzeylerinin özkıyım girişim öyküsü olmayan hastalarda istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi. Bu araştırma unipolar mani ve bipolar bozukluk hastalarının karşılaştırılmasında beyin kaynaklı nörotrofik faktör ve sitokinleri inceleyen ilk çalışmadır. Çalışmamızın bulgularından; iki grubun sosyodemografik ve klinik özelliklerindeki farklılıklar ile birlikte, interlökin-6 ve C-reactive protein düzeylerinin unipolar mani grubunda daha yüksek saptanması, unipolar maninin ayrı bir tanı olma olasılığını desteklemektedir.