Mitral kapak prolapsusu olan çocuklarda kardiyak otonomik disfonksiyonun ve aritmi riskinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ABDULLAH BİNDAL

Danışman: MURAT DEVECİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Mitral kapak prolapsusu, mitral kapakta fibromiksömatöz değişikliklerden kaynaklı, bir veya iki lifletinin sistolde mitral kapak anulusundan sol atriyuma doğru bombeleşmesi ile oluşan bir kapak hastalığıdır. Mitral kapak prolapsuslu olguların büyük bir kısmı asemptomatiktir. Ancak bazı hastalarda atipik göğüs ağrısından, çarpıntı, nefes darlığı, presenkop, egzersiz kapasitesinde azalma, migren tipi baş ağrıları, panik atak, anksiyete ve depresyona kadar çeşitli semptomlar görülebilmektedir. Yakınmaların ortaya çıkışı ilerleyici mitral kapak yetersizliğinden çok otonomik işlev bozukluğu ve nöroendokrin nedenlere bağlıdır. Primer mitral kapak prolapsuslu hastalarda, özellikle inferiyor derivasyonlarda, T dalga tersleşmesi ve spesifik olmayan ST-T değişiklikleri en sık gözlenen bulgulardır. Kalbin otonom işlev bozukluğunu değerlendirmek için kullanılan testler ortostatik hipotansiyon (sempatik) ve dinlenme kalp hızı (parasempatik) ölçümleridir. Kalp hızı değişkenliği, kalbin otonom işlevlerini değerlendirmede kullanılan invazif olmayan bir incelemedir. Kalp hızı değişkenliğindeki azalma, artmış sempatik ve azalmış vagal etkinliğin göstergesidir ve genel toplumda, özellikle kalp hastalığı olanlarda, ventriküler ritim bozukluğu ve ani ölüm ile ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmada Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Polikliniği'nde MKP tanısı ile izlenen olguların otonomik disfonksiyon ve aritmi riski açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya primer MKP tanılı 63 hasta ve benzer yaş ve cinsiyetteki 64 kişiden oluşan kontrol grubu alındı. Tüm hastaların öyküleri alındı, fizik muayeneleri yapıldıktan sonra; 12 derivasyonlu EKG'leri, otonom işlev testleri, ekokardiyografi ve endikasyon dahilinde 24-saatlik ritm Holter incelemeleri gerçekleştirildi. Tüm EKG'ler dijital ortama aktarıldı. EKG' de QT, QTc, QTc dispersiyonu, frontal QRS-T açısı, Tp-e intervali, Tp-e/QTc değerleri incelendi. Ritim Holter kaydında, temel ritm, en yüksek ve en düşük kalp hızları, ortalama kalp hızı, supraventriküler erken atım, supraventriküler taşikardi, ventriküler erken atım, ventriküler taşikardi, pause varlığı ve kalp hızı değişkenliği ölçümleri incelendi. İki boyutlu ekokardiyografik incelemede, ön veya arka yaprakçıkların mitral anülüs düzeyinden sol atriyuma 2 mm'nin üzerinde yer değiştirmesi MKP tanı ölçütü olarak kabul edildi. Otonom disfonksiyonu değerlendirmek için sempatik işlev bozukluğunu araştırmada ortostatik hipotansiyon, parasempatik işlev bozukluğunu araştırmada dinlenme kalp hızı kullanıldı. Ortalama dinlenme kalp hızı, hasta grubunda kontrol grubuna göre daha yüksek bulundu. Ortostatik hipotansiyon hasta grubunda 8 çocukta (%12,6), kontrol grubunda ise 4 çocukta (%6,2) saptanmış olup istatistiksel olarak anlamlı olmasa da hasta grubunda daha sık görüldüğü tespit edildi. Yüzeyel EKG' de QTc dispersiyonu frontal QRS-T açısı, Tp-e aralığı ve Tp-e/QTc oranı MKP'li hastalarda kontrol grubuna göre yüksek saptandı. Holter EKG'de kalp hızı değişkenliğini gösteren konvansiyonel ölçümler açısından iki grup arasında anlamlı fark saptanmadığı gibi HRDC açısından da iki grup arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç olarak çalışmamızda MKP'li olgularda daha önceki literatür ile uyumlu olarak, otonom disfonksiyonun temel ölçütlerinden dinlenme kalp hızı ve ortostatik hipotansiyon yüksek bulunmuştur. EKG parametrelerinden QTc dispersiyonu, frontal QRS-T açısı, Tp-e aralığı ve Tp-e/QTc oranı MKP'li çocuklarda daha önceden yapılmış olan çok az sayıdaki çalışmalara benzer şekilde anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Özellikle, çalışmamıza başlangıç EKG'sinde patolojik bulgusu olan olgular dâhil edilmemesine rağmen MVP'li hastalarda yüksek frontal QRS-T açısının tespip edilmiş olmasının yeni ve önemli bir bulgu olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca yeni ve çocuklarda az çalışılmış bir parametre olan HRDC'nin MKP' li hastalarda anlamlı farklılık göstermediği ortaya çıkmış olup bununla ilgili daha çok çalışma yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.