Sol meme kanserli hastaların radyoterapisinde derin inspiryum tekniği ile kalp-akciğer dozlarının ve klinik pnömoni oranının araştırılması
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, ., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZEM VAR
Danışman: RUŞEN COŞAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Erken evre sol meme kanserli kadınlarda meme koruyucu cerrahi sonrası uygulanan tanjansiyel meme ışınlamalarında, kalp ve 'sol ön inen koroner arter' başta olmak üzere, sol akciğer ve karşı memenin aldığı dozlar morbiditeve mortaliteyi etkilemektedir. Kalp hastalıklarından ve sekonder akciğer kanserinden meydana gelen ölümlerdeki artış, radyoterapinin sağladığı sağkalım artışını uzun dönemde ortadan kaldırabilmektedir. Homojenite ve konformalite indeks değerleri yanında riskli organ dozları'yoğunluk ayarlı radyoterapi' ve 'volümetrik ayarlı ark terapi' modaliteleri ile daha iyi olsa da, düşük doz alan normal doku oranı tanjansiyel ışınlamalardan daha yüksektir. Bu nedenle 'alan-içinde-alan' modalitesi ile uygulanan tanjansiyel 'yoğunluk ayarlı radyoterapi' tedavisinde kalp, koroner arter ve sol akciğer dozlarını azaltmak için 'nefes tutma' tekniği yaygın olarak kullanılmaktadır. Kliniğimizde 20 hasta üzerinde yaptığımız bu çalışmada elde ettiğimiz sonuçlar, literatür ile büyük ölçüde uyumludur. Nefes tutma tekniğinde homojenite ve konformalite indeks değerleri ile konformalite numarası serbest nefes tekniğine göre anlamlı olarak daha iyidir. Ayrıca kalp, koroner arter ve sol akciğerin ışınlanan hacimleri ile dozlarında da anlamlı bir azalma sağlanmıştır. Bunun uzun dönemde hayat kalitesini düşüren kalp yetmezliğinin yanında, kalp hastalıklarından ölüm riskinde ve sekonder akciğer kanser riskinde de bir azalma sağlaması beklenir. Nefes tutma tekniğinde karşı meme ışınlanan hacmi aynı kalsa da, maksimum doz ve ortalama dozda minimal bir artış görülmektedir. Ancak sekonder meme kanser riskinde artışa neden olacak anlamlılıkta değildir. Radyasyon pnömonisi açısından kriter olan20 Gy doz alan sol akciğer hacim oranı, nefes tutma tekniğinde, serbest nefes tekniğine göre anlamlı olarak düşüktür ve %30'un altındadır. Sonuç olarak çalışmamızda bir yıllık takip sürecinde pnömoni görülmemiştir. Anahtar kelimeler: Sol yerleşimli meme kanseri,radyoterapi, nefes tutma, pnömoni