Lokorejyonel radyoterapi alan sol meme kanseri hastalarda brakial pleksus ve kritik organ dozlarının konformal,yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) ve volumetrik arc terapi (VMAT) radyoterapi teknikleri ile karşılaştırılması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, ., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZGE SEVER

Danışman: RUŞEN COŞAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Lenf nodu tutulumu olan meme kanserli hastalarda cerrahi sonrası lokorejyonal radyasyon tedavisinin lokorejyonel nüks riskini azalttığını ve meme kanseri sağkalımını arttırdığı kanıtlanmıştır. Lokorejyonel radyoterapi, brakial pleksusta geç toksisiteye (nöropati) ve ödemlere neden olabilir. Radyoterapinin komşu hedef olmayan normal doku üzerindeki etkileri 2010 yılında QUANTEC başlığı altında yeniden revize edildi. Riskli alanı homojen bir doz dağılımı ile ışınlarken, normal dokunun en az dozu alması hedeflenmiştir. Radyasyon tedavisinden sonra parestezi oluşumunun arttığı ve bu etkinin, meme cerrahisi tipi, incelenen aksiller lenf nodu sayısı ve kemoterapi alıp almamasından bağımsız olduğu yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. Brakial pleksopati klinik olarak üst ekstremitelerde nöropatik ağrı, paresteziler veya motor zayıflıklar olarak kendini gösterebilir ve hastaların yaşam kalitesini etkileyecek önemli morbiditeye neden olabilir. Bu çalışmada; lokorejyonel radyoterapi alan sol meme kanseri hastalarda konformal, yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) ve volumetrik arc terapi (VMAT) teknikleri kullanılarak brakial pleksus ve diğer kritik organların (kalp, akciğer, tiroid bezi, medulla spinalis, özofagus ve karşı meme dokusu) alacağı doz miktarlarının karşılaştırmayı ve en ideal tekniğin tespit edilebilmesini amaçladık. Çalışmadan elde edeceğimiz sonucu literatür ile paylaşmakla kalmayıp, rutin klinik uygulamamızda da elde edeceğimiz sonuç doğrultusunda lokorejyonel radyoterapi alması gereken hastalarda brakial pleksopati ve diğer organ dozları açısından en az toksisiteyi sağlayan tekniği kullanmak için yol gösterici ve teşvik edici olacaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada 3BKRT, IMRT ve VMAT radyoterapi planlama teknikleri kullanılarak hedef hacimde (PTV) aynı dozu uygularken, Brakial Pleksus ve diğer kritik organlarda (OAR) oluşan dozlar hesaplandı. OAR'lerin (brakial pleksus, sol akciğer, kalp, LAD, medulla spinalis, karşı meme, özefagus, tirod) en az dozu alması için tüm planlar optimize edilerek hep plan doz-volüm histogramından (DVH) faydalanarak karşılaştırıldı. Bulgular: IMRT ve VMAT teknikleri, 3BKRT'ye göre daha homojen doz dağılımı sağlamıştır. IMRT brakial pleksusu en iyi koruyan yöntem olmuş, bu da nörolojik komplikasyonların azaltılması açısından önemlidir. VMAT, karşı meme ve özofagus dozlarında daha başarılı sonuçlar göstermiştir. Kalp ve akciğer açısından da IMRT ve VMAT teknikleri, 3BKRT'ye göre daha düşük dozlar sunmuştur. Sonuç: IMRT, brakial pleksus korumasında öne çıkarken; VMAT, sekonder malignite ve disfaji riskini azaltma potansiyeli ile dikkat çekmektedir. Her iki modern teknik de kritik organ korunmasında başarılıdır. Tedavi planlamasında hasta özelliklerine göre uygun tekniğin seçilmesi, hem etkinliği artırır hem de yaşam kalitesini yükseltir. Anahtar Kelimeler: 3BKRT, IMRT, VMAT,meme kanseri,brakial pleksus