Prematüre yenidoğanlarda eritrosit süspansiyonu transfüzyonu ile nekrotizan enterokolit ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ASLI DURMUŞ
Danışman: RIDVAN DURAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Nekrotizan enterokolit yenidoğan yoğun bakım ünitesinde en sık görülen gastrointestinal acil durumudur ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde mortalite ve morbiditenin en önemli sebeplerinden biridir. Bu gerçeğe rağmen risk faktörleri tam olarak açıklanabilmiş değildir. Amacımız özellikle literatürde son 20 yıl içinde üzerinde durulan eritrosit transfüzyonu ile nekrotizan enterokolit ilişkisini araştırmak, aynı zamanda transfüzyon ilişkili enterokolit ile transfüzyondan bağımsız enterokolit arasında risk faktörleri açısından farklılıkları değerlendirmektir. Ocak 2008 ile Ocak 2015 tarihleri arasında yatırılan çok düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlar retrospektif olarak incelendi, 120 kesin nekrotizan enterokolit tanılı yenidoğan Grup 1 olarak belirlendi. Nekrotizan enterokolit olguları tanı öncesi 48 saat içerisinde eritrosit transfüzyonu verilme durumuna göre 40 olgu ile transfüzyon ilişkili nekrotizan enterokolit tanısıyla Grup 1a olarak, geriye kalan 80 vaka transfüzyondan bağımsız nekrotizan enterokolit başlığı altında Grup 1b olarak tanımlandı. Nekrotizan enterokolit tanısı olmayan 92 kontrol grubu vakası Grup 2 olarak tanımlandı. İleri derecede prematüre ve çok düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlarda nekrotizan enterokolit görülme sıklığı %28, mortalite oranı ise %25' tir. Grup 1 olgular Grup 2' ye göre daha küçük gebelik haftası ile doğmuşlardı ve daha düşük doğum tartısı, boyu ve baş çevresine sahiplerdi. Annede idrar yolu enfeksiyonu, koryoamnionit, ablasyo plasenta, tokolitik kullanımı, Doppler kan akım bozukluğu ve doğumda resüsitasyon gereksinimi Grup 1' de daha yüksek iken, Grup 2' ye kıyasla doğum hematokriti ve 5. Dakika Apgar skoru daha düşüktü. Grup 1'de patent duktus arteriozus, bronkopulmoner displazi, solunum sıkıntısı sendromu, sepsis, hipotermi, anemi, taze donmuş plazma ve intravenöz immünglobulin tedavisi, kan gazında bozukluk, hipomagnezemi, hipoglisemi, trombositopeni, hipotansiyon, eritrosit transfüzyonu sayısı, sıvı yüklemesi, santral venöz kateter, umblikal kateter, prematüre retinopatisi Grup 2' ye göre daha sık görüldü, oksijen ve mekanik ventilasyon tedavi süresi, hastanede yatış süresi de daha uzundu. Lojistik regresyon analizinde NEK görülme riskini annede idrar yolu enfeksiyonu 6,6 kat, tokoliz ygulaması 6 kat, ablasyo plasenta 21 kat, Doppler kan akımı bozukluğu 5,4 kat, BPD 15,4 kat, hiperkarbi 57 kat, hipomagnezemi 8,3 kat, hipoglisemi 6,9 kat artırmaktaydı. Kan gazında asidoz olmamasının NEK için koruyucu olduğu belirlendi. Grup 1a olgularında Grup 1b'ye göre anne yaşı ortalaması, nekrotizan enterokolit hematokriti daha düşüktü, daha geç nekrotizan enterokolit ortaya çıkmaktaydı ve ortalama nekrotizan enterokolit atak sayısı daha fazlaydı. İntravenöz immünglobulin, sıvı yüklemesi, hipotansiyon sebebiyle pozitif inotrop verilmesi ve eritrosit transfüzyonu tedavileri, trombositopeni, hipotansiyon, hipotermi Grup 1a olgularında Grup 1b' ye göre daha sık görülmekteydi, mekanik ventilasyon süreleri daha uzundu. Ölüm oranının da Grup 1a olgularında Grup 1b'ye göre daha fazla olduğunu tespit ettik. Nekrotizan enterokolit hematokritinin düşük olmaması TİNEK için koruyucu faktör olduğu, mekanik ventilatör süresinin uzamasının TİNEK riskini artırdığı, kan transfüzyonunun TİNEK riskini 1,3 kat artırdığı tespit edildi. Çalışmamız sonucunda TİNEK'li hastaların NEK oldukları zaman hematokritleri düşük bulundu ve yapılan kan transfüzyon sayıları daha fazla saptandı. Anemi ve buna bağlı gelişen iskeminin NEK' in nedeni olabileceği bilinmektedir. Bu vakalarda anemi nedeniyle mi yoksa transfüzyona mı bağlı NEK geliştiği konusu hala netlik kazanmamıştır. Bu konuda prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.