Erken evre küçük hücreli-dışı akciğer kanserinin stereotaktik ablatif tedavisinde tek ve çoklu ark tedavi planlarının dozimetrik olarak karşılaştırılması


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, ., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEDA CEYLAN

Danışman: MERT SAYNAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Tıbbi sebeplerle inoperabl, erken evre (T1-2 N0) KHDAK'inin güncel tedavisi stereotaktik ablatif radyoterapidir (SABR). SABR, toraks, batın, pelvis, spinal ve paraspinal bölge yerleşimli primer ve oligometastik lezyonların tedavisinde yüksek tümör kontrol oranları sağlayan etkili bir radyoterapi (RT) tekniğidir. SABR'yi konvansiyonel RT tekniklerinden ayıran en önemli özellik yüksek fraksiyon dozlarının (>5Gy), az sayıda fraksiyon ile (1-12) küçük bir tümör hacmine odaklanarak (genellikle <5 cm) verilmesidir. SABR'de normal doku toksisitesini en aza indirebilmek için, hedefin hemen dışında keskin doz düşüşünün gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) tanılı hastalarda dört farklı SABR tekniğinin (coplanar tek ışın tek-ark, tek ışın iki-ark, iki ışın iki-ark ve non-coplanar iki ışın iki-ark) doz/hacim parametrelerini karşılaştırmaktır. Bu amaçla erken evre KHDAK'i tanısı ile tedavi edilmiş 20 hastanın BT-sim görüntüleri retrospektif olarak kullanıldı. Her hasta için yeniden hedef hacim ve risk altındaki organ (RAO) konturlamaları yapıldı ve dört ayrı teknik için Monoco Planlama Sistemi (TPS) kullanılarak tedavi planları (60Gy/8fr) oluşturuldu. Hedef hacmin %98-99'unun 60Gy tam dozu alması için her dört uygulamada da benzer şekilde normalizasyon yapıldı. Seri yapıdaki RAO'ların doz hacim kriterlerine uymak için tüm planlar optimize edildi. Doz-hacim histogramlarından (DVH) faydalanılarak, her planda Dmaks, D95, Dmin değerleri bulunarak gruplar arasında istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Ayrıca kalp için Dmaks ve Dort, proksimal bronşiyal ağaç, ösofagus, medulla spinalis, göğüs duvarı ve büyük damarlar için Dmaks, toplam akciğer için V5, V10, V20, Dort, aynı taraf akciğer için Dort, karşı taraf akciğer için ise Dort ve V5 değerleri karşılaştırıldı. Aynı zamanda, monitor unit değerleri ve tedavi süreleri kaydedildi; heterojenite indeksi, konformite indeksi ve gradient indeks değerleri hesaplanarak, bu değerlerin gruplar arasındaki karşılaştırmaları yapıldı. Hedef hacim için değerlendirilen, Dmaks, D95 ve Dmin dozları planlar arasında karşılaştırılabilir bulunmuştur. Yalnızca, PTV'nin Dmaks dozu, tek ışın tek ark grubunda tek ışın iki ark grubuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde büyüktür (p=0,033). Santral yerleşimli risk altındaki organlar için bakılmış olan, proksimal bronşiyal ağaç, ösofagus ve medulla spinalis maksimum doz değerleri non-coplanar iki ışın iki ark uygulamasında coplanar uygulamalara göre anlamlı düzeyde düşüktür. Toplam akciğerin V5 ve V10 değerleri ve karşı taraf akciğerin V5 değerleri, non-coplanar iki ışın iki ark uygulamasında diğer uygulamalara göre istatiksel anlamlılık düzeyinde düşük bulunmuştur. Toplam akciğer V20, Dort; aynı taraf akciğer Dort ve karşı akciğer Dort değerleri açısından, planlar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuç olarak, Monaco TPS kullanılarak oluşturulan tek ışın tek ark SABR planları iki ark uygulamalara kıyasla daha düşük monitör unit değerleri ve tedavi sürelerine sahiptir. Aslında, tüm planlamalarda genel olarak uygun hedef ve RAO doz-hacim değerleri elde edilmiştir. Non-coplanar SABR planları, daha düşük gradient indeks, RAO maksimum doz ve doz-hacim değerleri elde etmek gerektiğinde kullanılabilir. Özellikle seri dizilimli RAO'lara yakın yerleşimli lezyonların SABR uygulamalarında, non-coplanar teknik bu yapıların maksimum dozlarını düşürmede fayda sağlayabilir. Ancak tek ark SABR planları, erken evre KHDAK'li hastaların tedavisinde genellikle uygun konformite ve gradient indeks değerleri ve hedef hacim ve RAO dozları sağlayabilmekte ve nispeten kısa tedavi süresi ve düşük set-up hatası riski ile uygulanabilmektedir.