Hekimlerin estetik uygulamalardaki hukuki sorumluluğunun 2011-2019 yılları arasında verilen Yargıtay kararları doğrultusunda değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TAYLAN GEZER

Danışman: AHMET YILMAZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı Hukuk Dairelerinin, karar tarihi itibariyle 1 Ocak 2011-31 Aralık 2019 tarihleri arasındaki estetik uygulamalara ilişkin kararları incelenerek estetik girişimlerde hekimin hukuki sorumluluğunun araştırılması planlamıştır. Hekimin cezai sorumluluğuna ilişkin kararlar araştırmaya dahil edilmemiştir. Ayrıca estetik uygulamalarda hekim-hasta arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi olup olmadığı; eser sözleşmesine ilişkin hükümler, tıbbi müdahale kavramı ve tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartları, kamu hizmeti ve sağlık hizmeti kavramları üzerinden tartışılmıştır. Uyuşmazlık konusu olan Plastik, Rekonstrüktüf ve Estetik Cerrahi olgularının %34'ünün meme estetiği girişimi olduğu ve bunu her biri %22 oranında olmak üzere karın estetiği ve burun estetiği girişimlerinin izlediği; diş hekimliği olgularının ise %35,7'sinin Protez, %31'inin implant girişimleri olduğu tespit edildi. Yargıtay'ın, yerel mahkeme kararlarının %96'sını bir veya birden fazla gerekçeyle bozduğu ve yerel mahkemenin aksine kararlarının %86'sında hekim-hasta arasındaki sözleşmeye eser sözleşmesi yaklaşımını benimsediği görüldü. Yargıtay'ın tüm bozma gerekçelerinin %38,6'ünün yetersiz bilirkişi raporu gerekçesi olması, yerel mahkeme ve Yargıtay'ın estetik uygulamalara hukuki yaklaşımlarının farklı olmasından kaynaklandığı düşünüldü. Nitekim Yargıtay da kararlarında, bilirkişi raporlardaki yetersizliğin, çoğunlukla raporların eser sözleşmesine göre hüküm kurmaya elverişsiz olmasından kaynaklandığını ifade etmektedir. Yargıtay'ın, hastanın aydınlatılıp aydınlatılmadığına ilişkin değerlendirmenin yapılmamasını da bilirkişi raporlarında bir eksiklik olarak görmesi ve tüm bozma gerekçelerinin %15,9'unun hastanın aydınlatılmaması gerekçesi olması nedeniyle estetik girişimlerden önce hastanın yeterince aydınlatılması önem arz etmektedir. Her ne kadar Yargıtay endikasyon ve sonuç taahhüt edilmeye elverişlilik açısından bir ayrıma gitmese de salt güzelleştirme amacıyla yapılan uygulamalar olarak tanımladığımız estetik girişimlere ve diş hekimliğinin endikasyon dahilinde yapılsa da sonuç taahhüt edilmeye elverişli girişimlerine eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.