Trakya üniversitesi Tıp fakültesi hastanesiçocuk kardiyoloji polikliniğinden takipli olan biküspit aortik kapak tanılı hastaların değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FARUK PINAR

Danışman: MURAT DEVECİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Biküspit aortik kapak aort kapağı dışında özellikle proksimal aortayı da etkileyerek aort dilatasyonu ve devamında aort diseksiyonu ve rüptürü gibi hayatı tehdit edebilecek patolojilere de neden olabilmektedir. Bu çalışmada aortun çeşitli bölgelerinin sistolik ve diyastolik çaplarını ölçerek aortun elastisite ve sertliğindeki değişimi sağlıklı çocuklarla karşılaştırmayı hedefledik. Ayrıca daha önce BAK tanılı hastalarda kullanılmamış olan boya dayalı torasik aort uzunluğunu kullanarak nabız dalga hızını tespit etmeyi ve bu yöntemin güvenilirliğini saptamaya çalıştık. T.Ü.T.F. Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalınca takipli olan ve düzenli takiplerine devam eden 63 BAK tanılı hastaya karşılık 63 hastadan oluşan kontrol grubu oluşturuldu. BAK tanılı hastaların tanı anındaki ve son kontrollerindeki anulus aorta, sinüs valsalva, sinotübüler bileşke, asendan aort, arkus aorta ve abdominal aorta çapları sistolik ve diyastolik fazlardaki ölçümleri hasta dosyalarından elde edildi. Bu ölçümler kullanılarak aortun sertlik ve elastisitesini gösteren "distansibilite", gerinim ve "stiffness" (β indeksi) değerleri hesaplandı. Aynı ölçümler kontrol gurubunda da değerlendirildi. Ayrıca çalışma grubunun son kontrollerinde ve kontrol gurubunda boya dayalı torasik aort uzunluğu kullanılarak nabız dalga hızı değerleri hesaplandı. Bu değerler aortik "distansibilite", gerinim ve "stiffness" (β indeksi) değerleri ile karşılaştırıldı. Yaşları 5,94±4,53 yıl olan 42 (% 66,67) erkek ve 21 (% 33,33) kız hasta hastadan oluşan BAK tanılı hastadan oluşan çalışma grubuna karşılık yaşları 9,15±2,09 yıl olan benzer cinsiyet dağılımına sahip kontrol grubu oluşturuldu. BAK tanılı hastaların sinüs valsalva (23,00 (±6,18) mm; 21,03 (±2,53) mm; p=0,22) sinotübüler bileşke (18,47 (±5,31) mm; 16,80 (±2,17) mm; p=0,23), asendan aort (21,74 (±6,01) mm; 19,39 (±2,56) mm; p=0,05) seviyelerinin sistolik fazdaki ölçümleri kontrol grubuna kıyasla daha geniş olarak saptandı. Çalışma grubundaki hastaların tüm bölgelerde sistolik fazda yapılan ölçümleri tanı anı ve son kontrollerine göre değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış gösterdi. Tüm ölçüm bölgelerinin sistolik fazda yapılan ölçümlerinin z skorları kontrol grubundan da yüksek saptandı. Ayrıca sinotübüler bileşke ve asendan aort bölgelerinde gerinim değerleri çalışma grubunda daha düşük β sertlik indeksi daha yüksek olarak saptandı. Çalışma ve kontrol gruplarının boya dayalı torasik aort uzunluğu kullanılarak hesaplanan nabız dalga hızı (3,78 (±0,92); 3,17 (±0,78); p<0,001) çalışma grubunda anlamlı düzeyde yüksek saptandı. Ayrıca nabız dalga hızı ile tüm ölçüm bölümlerinde değerlendirilen "distansibilite", gerinim ve β sertlik indeksi arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda anlamlı düzeyde güçlü bir ilişki mevcuttu. Çalışmamızda BAK tanısı alan hastaların takipleri süresince aortun tüm bölgelerinde farklı düzeylerde genişlemeye neden olduğu saptanmıştır. Ayrıca BAK, aort elastisitesi ve aort sertliğini etkilemekte bunun sonucu olarak aortopati riskini arttırmaktadır. Boya dayalı torasik aort uzunluğu kullanılarak hesaplanan nabız dalga hızı BAK tanılı hastalarda ilk kez değerlendirilmiş ve poliklinik şartlarında hızlı ve kolay uygulanabilir olması nedeniyle BAK tanılı hastaların takiplerinde önerilmektedir. Ancak daha uzun soluklu ve daha geniş katılımcılı çalışmalara ihtiyaç vardır.