Nefroloji polikliniğine başvuran hastalarda hiperpotaseminin reçeteye etkisi ve klinik önemi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NİLDEN PELİN KULAKSIZ
Danışman: İLHAN KURULTAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı'nda 2018-2024 yılları arasında en az bir kez hiperpotasemi saptanan 503 hasta değerlendirilmiştir. Hastaların demografik, klinik ve biyokimyasal verileri ile reçete değişikliği durumları, potasyum bağlayıcı (PB) ve potasyum yükseltici (PY) ilaç kullanımları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 64,96 yıl olup, kadın ve erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. Hipertansiyon, diyabetes mellitus ve koroner arter hastalığı en sık eşlik eden komorbiditeler olarak saptanmıştır. Hiperpotasemik başvuru sırasında üre, kreatinin düzeylerinde anlamlı artış, eGFR değerlerinde ise düşüş gözlenmiş; potasyum düzeyi başvuru öncesine göre belirgin şekilde yükselmiştir. PY kullanan ve kullanmayan hastalar arasında çoğu biyokimyasal parametrede anlamlı fark bulunmazken, PY kullanmayan grupta magnezyum ve idrar pH düzeyleri daha yüksek, AST ve ürik asit düzeyleri ise daha düşük bulunmuştur. Potasyum düzeyinin artışı, üre ve kreatinin değerlerinde yükselme, eGFR, hemoglobin, pH ve bikarbonat düzeylerinde ise azalma ile ilişkili bulunmuştur. Reçete değişikliği türlerine göre potasyum ve kreatinin düzeylerinde farklılıklar saptanmıştır. Özellikle "kesilen + PB eklenen" grubunda potasyum düzeyi anlamlı olarak en yüksek bulunmuştur. Kreatinin düzeyi ise "reçete değişikliği yok + PB eklenen" grubunda en yüksek değere ulaşmıştır. Reçete değişikliği yapılan ve yapılmayan gruplarda kreatinin düzeylerinde zamanla artış eğilimi izlenmiş, ancak bu artış grup türüne göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Kesilen ilaca yeniden başlanan ve başlanmayan hastalar arasında biyokimyasal parametreler açısından anlamlı fark saptanmamış; ancak tedaviye yeniden başlanmama kararı, yaşlı ve böbrek fonksiyonu daha bozulmuş hastalarda daha sık alınmıştır. PB ile yeniden başlanan hastalar ile PB eklenmeden yeniden başlanan hastalar arasında biyokimyasal parametreler açısından fark bulunmamıştır. Bu çalışmanın bulguları, hiperpotaseminin böbrek fonksiyon bozukluğu ve komorbiditelerle ilişkili kompleks bir tablo olduğunu, potasyum bağlayıcı tedavilerin genellikle daha ciddi hiperpotasemi ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda tercih edildiğini ve reçete değişikliklerinin biyokimyasal parametreler üzerindeki etkilerinin genellikle sınırlı kaldığını göstermektedir.