Obstrüktif koroner arterler veya non-obstrüktif koroner arterler ile beraber miyokard enfraktüsü geçiren hastaların klinik ve ekokardiyografik özellikleri ile kısa dönem prognozlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİK DEMİR

Danışman: SERVET ALTAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada akut koroner sendrom tanısıyla hastaneye kabul edilen ve primer perkütan koroner girişim uygulanan hastaların hastane içi ve bir yıllık takip dönemindeki klinik izlem sonuçlarını, kardiyak istenmeyen olay gelişimi ile ilişkili faktörleri araştırmayı ve bu sonuçların tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü hastalarının verileriyle karşılaştırmayı amaçladık. Bu iki grubun, klinik özellikleri, hastane içi komplikasyonlar ve olayları, perkütan koroner girişim özellikleri ve 1 yıllık sonuçları karşılaştırıldı. Çalışmamızda tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda kadın hasta oranı daha yüksek saptanmıştır. Tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda atrial fibrilasyon görülme oranı daha yüksek saptanmıştır (n=12 (%11,5)). Çalışmamızda tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda C reaktif protein, tiroit stimülan hormon ve T4 daha yüksek saptanmıştır (p<0,001). Tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda kapı-balon zamanı daha yüksek saptanmıştır. Çalışmamızda oral antikuagülan ilaç kullanım oranının tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda daha yüksek olduğu saptanmıştır (n=30 (%5,0)-n=14 (%13,5), p=0,003). Enfeksiyon görülme oranı tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü grubunda daha yüksek saptanmıştır (p<0,010). Sonuç olarak çalışmamızda, tıkayıcı olmayan koroner arterler ile birlikte gelişen miyokard infraktüsü tanılı hasta popülasyonunda hastane içi mortalite daha düşük saptanırken, 1 yıllık takip döneminde mortalite açısından gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir.