Türk Holstein boğalarının FASN geni varyant genotipleri ile etin yağ asitleri arasındaki ilişki
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, -, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HİLAL ARSLAN
Danışman: SÜLEYMAN KÖK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tüketici beğenisi, etin kalitesine ve aromasına bağlıdır. Etin kalitesini etkileyen birçok unsur vardır. Bunlardan birisi de etteki mermerleşme oranıdır. Ancak sığır eti kalitesi yalnızca mermerleşme oranına değil aynı zamanda etin yağ asidi bileşimine de bağlıdır. Sığır etinde kas içi dokusunun yağ asidi bileşimi, sığır eti endüstrisinde önemli hale gelmiştir. Bol miktarda tekli doymamış yağ asidi (MUFA) içeren yağ dokusu, daha düşük bir erime noktası verir. Bu da sığır eti aromasına ve gevrekliğine olumlu katkıda bulunur. Sığır eti yağ dokusunda, en yüksek oranda bulunan yağ asiti oleik asittir. Etin lezzetine önemli bir katkı sağlamaktadır. Etlerdeki daha yüksek oranda oleik asit içeriğinin, sığır eti lezzetine olumlu olarak etki ettiği çalışmalarda gösterilmiştir. Daha gevrek sığır etinin daha yüksek doymamış yağ asidi içerdiği ve bu tip fenotipik özellikteki sığırların daha yüksek et kalitesinde olduğu bildirilmiştir. Sığırlarda, et kalitesi ve yağ asidi içeriği ile ilişkili genler üzerine de çalışmalar yürütülmüştür. Yağ asidi sentaz (FASN) geninin sığırlarda yağ asidi bileşimindeki kalıtsal farklılıklar için bir aday gen olduğu ve etin kalite özelliklerini korurken yağ asidi bileşiminin istenen yönde iyileştirilmesinde kullanılabileceği önerilmektedir. Bu çalışmada FASN genindeki eksonik tek nükleotit polimorfizmlerin (SNP) doymuş ve doymamış yağ asitleri ile olan ilişkileri hakkında genetik bilgi elde edilmiştir. Türk Holstein boğaların (THB) genetik olarak etinin lezzetini iyileştirmeye yönelik Markır Destekli Seleksiyon (MAS) çalışmalarında kullanılması amacıyla araştırma yapılmıştır. Ayrıca THB'lerin yağ asitleri bakımından sağlık indekslerine (HI) bakılmıştır. Araştırmamızda Edirne'deki 82 adet THB'lerin Musculus Longissimus Dorsi (MLD) etlerinden örnek alınarak yağ asitleri kompozisyonu Gaz Kromatografisi Kütle Spektrometresi (GC-MS) cihazında belirlenmiştir. THB'nda FASN gen varyasyonları DNA dizi analizi metodu ile belirlenmiştir. 34, 35 ve 36. ekzonların tamamı, 34 ve 35. intronların tamamı, 33 ve 36. intronlar ise kısmen dizilenmiştir. Dizileme sonucu 34. eksonda iki adet SNP (rs208645216 ve rs209734560) belirlenmiştir. Dizileme işlemi ile rs208645216 ve rs209734560 lokuslarının polimorfik olduğu belirlenmiştir. rs209734560 SNP'nin rs208645216 SNP'ye 14 bazlık uzaklıkta olduğu ve bağlantı dengesizliği (LD) oluşturduğu tespit edilmiştir. Holstein ırkına ait 3 farklı varyant genotipi (GG, GA, AA) olarak tespit edilmiştir. rs208645216 G alel frekansı 0,7988 ve A alel frekansının 0,2012 olduğu ve G alel frekansının A alel frekansından daha büyük olduğu tespit edilmiştir. THB'lerin rs208645216 SNP lokusundaki GG, GA ve AA genotipik frekansları sırasıyla 0,638, 0,321 ve 0,041 olarak belirlenmiştir. Bu yüzden CC, CT ve TT genotipteki polimorfizmler ile rs208645216 polimorfizmi genotipik varyantları (GG, GA ve AA) aynı frekansa sahiptir. Genotipler arası frekans dağılımları Hardy-Weinberg (HW) dengesinde olduğu ve genotipik frekanslar arası farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Bu çalışmada, sığır FASN genotipleri ile THB'lerin MLD kasının yağ asidi bileşimi arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Belirtilen iki SNP'de C18:1 (ω-9) (Oleik Asit) ve C18:2 (Linoleik Asit) yağ asidi konsantrasyonları ile genotipler arasında önemli ilişkiler gözlemlenmiştir (p<0,05). FASN geni SNP varyantları ile THB'lerin MLD yağ asitleri kompozisyonu arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.