2020-2024 yılları arasında Trakya Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine başvuran ateşli silah yaralanmalarının incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATİH AYDIN

Danışman: Çağdaş Meriç

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ateşli silah yaralanmaları, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olup hem acil tıbbi müdahale gerektirmesi hem de hukuki süreçlere yansıması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye'de bireysel silahlanma oranlarının artmasına bağlı olarak bu yaralanmalara bağlı acil servis başvurularında da artış gözlenmektedir. Bu çalışmada, Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Acil Servisine 01.01.2020-31.12.2024 tarihleri arasında ateşli silah yaralanması nedeniyle başvuran 202 olguya ait tıbbi kayıtlar geriye dönük olarak incelenmiştir. Olguların demografik özellikleri, yaralanma anına ilişkin veriler, yaralanma orijinleri, kullanılan silah türü, atış mesafesi, yaralanma lokalizasyonu, iç organ hasarları ile kemik kırığı varlığı ve şiddeti değerlendirilmiştir. Yaralanmaların ağırlık dereceleri Türk Ceza Kanunu'nun 86, 87 ve 89. maddeleri uyarınca sınıflandırılmış, bulgular tanımlayıcı istatistiklerle sunulmuş ve değişkenler arasındaki ilişkiler uygun istatistiksel yöntemlerle test edilmiştir. Olguların %90,1'inin erkek, %54'ünün 21-40 yaş aralığında olduğu saptandı. Yaralanmaların mevsim, ay ve saatlere göre benzer dağılımlar gösterdiği belirlendi. Olguların %55,0'ında kan alkol düzeyinin ölçülmediği, %55,4'ünün ise acil servisten klinik servislere aktarıldığı anlaşıldı. Yaralanma orijinleri incelendiğinde, cinayet olgularının %78,2 ile ilk sırada yer aldığı, intihar olgularında ise exitus oranının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edildi. Yaralanmaya neden olan silah türünün, %60,9'unun tabanca, %36,1'inin av tüfeği olduğu görüldü. Olguların %74,8'inde uzak mesafeden atışla yaralanmanın gerçekleştiği, %5,4'ünde ise atış mesafenin belirlenemediği saptandı. Yaralanmaların %49,5'inde alt ekstremitenin etkilendiği, bu bölge yaralanmasının cinayet orijinli olgularda anlamlı düzeyde daha fazla görüldüğü belirlendi. Baş-boyun yaralanmalarının en sık av tüfeği kullanılan olgularda oluştuğu ve bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Olguların %35,6'sında iç organ hasarı meydana geldiği, en sık etkilenen organların akciğer ve beyin olduğu anlaşıldı. Örneklemdeki bireylerin %47,5'inde kemik kırığı oluştuğu ve bu kırıkların %70,8'inin "ağır" nitelikte olduğu saptandı. Kemik kırığının tabanca kullanılan olgularda daha sık meydana geldiği, ancak kırık şiddetinin av tüfeği kullanılan olgularda anlamlı düzeyde daha ağır olduğu görüldü. Yaşamsal tehlike değerlendirmesinde olguların %44,1'inde bu niteliğin mevcut olduğu ve en sık intihar orijinli olgularda görüldüğü belirlendi. Yaralanmaların %98'inin "basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde hafif nitelikte" olmadığı, olguların %93,2'sinde ise "kişinin duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi" niteliği taşımadığı tespit edildi. Sonuç olarak, ateşli silah yaralanmalarının hem tıbbi hem de adli süreçlerde doğru ve kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Hekimin yalnızca klinik muayene ile yetinmeyip saptadığı bulguları eksiksiz kayda geçmesi, adli sürecin etkin yürütülmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca bireysel silahlanmanın azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi ve toplumsal farkındalığı artıracak eğitimlerin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Ateşli silah yaralanması, tabanca, av tüfeği, orijin, atış mesafesi