Acil serviste pulmoner emboli tanısı alan hastalarda serum trombosit kaynaklı büyüme faktörü-beta (PDGF-ß) düzeylerinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DAĞISTAN SAKCİ

Danışman: MUSTAFA BURAK SAYHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Pulmoner emboli, akut miyokard infarktüsü ve inmeden sonra en sık görülen vasküler hastalıktır. Hastalara tanı koyulmadan mortalite görüldüğü için tam olarak prevelansı net bilinmemektedir. Bu akut patoloji nedeniyle sağ kalp yetmezliğinden ani kardiyak arreste kadar sonuçlar ortaya çıkabileceğinden hızlı tanı konulmalı ve tedavi başlanmalıdır. D-dimer gibi laboratuar testleri bulunsa da bunların duyarlılığı az olduğundan yeni biyobelirteçlere ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda bu belirteçlerden biri olabileceği düşünülen PDGF B'nin PE olgularında tanısal değerliliği araştırılmak istendi. Çalışmamız 3.basamak bir üniversite acil servisinde prospektif ve tek merkezli olarak yapıldı. Çalışmamıza, çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 44 hasta ve 34 kontrol grubu şeklinde 78 kişi dahil edildi. Çalışmamızda anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Çalışmamızda pulmoner emboli olgularının yaş ortalaması 68,9±13 (40-96) yıl olarak tespit edildi. Hasta grubunda olguların %56,8'i (n=25) kadın ve %43,2'si (n=19) erkekti. PDGF-B düzeyinin hasta olgularda ortalama 994,5±541 ve kontrol grubunda 748±411,5 olduğu ve hasta grubundan istatistiksel anlamlı yüksek olduğu görüldü (p<0,05). PDGF-B ile olguların yaşı, cinsiyetleri, kronik hastalıkları varlığı, vital bulguları, hesaplanan Geneva, Wells ve PESİ skorları, D-dimer düzeyleri ve laboratuar sonuçları, mortalite durumları ve ekokardiyografi değerlendirmeleri arasında istatistiksel ilişki gözlemlenmedi. Çalışmamızda PDGF-B'nın PTE için tanısal bir test olarak kullanılabileceği; yaş, cinsiyet ve kronik hastalıklardan etkilenmediği tespit edildi. Fakat olguların mortalite durumlarını belirlemede anlamlı sonuçlar vermemektedir. Bu çalışma bir ön çalışma olup daha ayrıntılı çalışmaların literatüre bu konuda net bilgi sağlayacağını düşünmekteyiz.