Renal hücreli karsinomlarda anjiyogenetik ve prognostik faktörlerin karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Trakya Üniversitesi, TIP FAKÜLTESİ, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2009

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EBRU TAŞTEKİN

Danışman: FULYA ÖZ PUYAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Renal hücreli karsinom, böbrek tubul epitelinden kaynaklanan malign bir tümördür. Çalışmamızda tümör histolojik özellikleri, boyutu, evrelendirme, nükleer derecelendirme ve sarkomatoid diferansiyasyon parametrelerle HIF-1?, HIF-2 ?, p53, Ki-67 ve CD34 antikorları kullanılarak tümör prognozu ve anjiyogenezini etkileyen faktörler araştırıldı.2000-2008 yılları arasında renal hücreli karsinom tanısı almış 78 nefrektomi olgusu 2004 WHO sınıflamasına göre yeniden değerlendirildi. Beş histolojik alt tipte sınıflandırılan olguların Fuhrman Nükleer Dereceleri, evreleri, boyutları, sarkomatoid diferansiyasyon varlığı ve sağkalım oranları kaydedildi. Tüm parametrelerin birbirleriyle ilişkileri istatistiksel yöntemlerle değerlendirildi.Çalışmamızda yüksek nükleer derece, ileri evre, sarkomatoid diferansiyasyon ve p53 pozitifliği gösteren olgularda sağkalım süreleri kısaydı (p<0,05). HIF-1? ve HIF-2? ile histolojik tip, nükleer derece, evre, boyut arasında istatistiksel analiz yapılamadı. Bu antikorlarla sarkomatoid diferansiyasyon ve sağkalım arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Ancak düşük nükleer dereceli ve evreli, uzun sağkalıma sahip olgularda HIF-1? ve HIF-2? pozitifliğinin yüksek olması dikkat çekiciydi. Mikrodamar yoğunluğunun nükleer derece, evre, boyut, sarkomatoid diferansiyasyon ve sağkalımla anlamlı ilişkisi yoktu. Ancak agresif seyirli tümörlerde mikrodamar yoğunluğunun azalması dikkat çekiciydi. Nükleer derecesi yüksek, evresi ileri, sarkomatoid diferansiyasyon gösteren olgularda Ki-67 pozitifliği yüksekti (p<0,05). Bu olgularda sağkalım süresi de kısaydı (p<0,05).Sonuç olarak, renal hücreli karsinomlarda prognostik değeri olan histopatolojik parametreler ile sağkalım arasında literatürle uyumlu olarak anlamlı ilişki saptandı. İmmunohistokimyasal belirleyicilerden HIF-1?, HIF-2?, Ki-67, p53 ve mikrodamar yoğunluğunun birbirleri arasında anlamlı ilişki görülmedi. Ki-67, p53'ün sağkalımla arasında ters ilişkinin varlığı; HIF-1?, HIF-2? pozitifliğinin erken evre böbrek tümörlerinde literatür çalışmaları ile paralel seyredecek şekilde daha fazla görülmesi önemli bir bulguydu. Çalışmamızda böbrekte HIF-1?, HIF-2? pozitifliğinin diğer organ tümörleri gibi kötü prognoz ve agresif seyir ile ilişkili olmadığını gösteren bulgular saptanmakla beraber gelecekte istatistiksel analizlerin desteklediği daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.