34.Ulusal Patoloji Kongresi, Antalya, Türkiye, 12 - 16 Kasım 2025, cilt.9, sa.272, ss.422, (Özet Bildiri)
Giriş: Perikardiyal kistler, sıklıkla insidental olarak saptanan
benign mediastinal lezyonlardır. Ancak büyük boyutlara ulaşmaları veya sekonder inflamasyon gibi durumlarla semptomatik hale gelebilirler. Histopatolojik olarak mezotel hücreleriyle
döşeli, ince cidarlı yapılar olup, nadiren kanama, konjesyon ve
inflamasyon bulguları gösterebilirler. Bu olgu sunumunda, nefes darlığı ve dispne gibi klinik semptomlarla başvuran, eşlik
eden kalp yetmezliği ve atriyal fibrilasyon öyküsü bulunan bir
hastada saptanan dev perikardiyal kistin histopatolojik ve immünohistokimyasal özellikleri sunulmuştur.
Olgu: 77 yaşında erkek hasta, nefes darlığı ve efor dispnesi
şikâyetleriyle değerlendirildi. Özgeçmişinde kalp yetmezliği,
atriyal fibrilasyon, diabetes mellitus, hipertansiyon, KOAH ve
osteoporoz mevcuttu. Bilgisayarlı tomografi incelemesinde,
sağ atrium komşuluğunda 6,5×5×10,5 cm boyutlarında, arkus
aortanın inferiorunda lokalize, yoğun içerikli kistik lezyon izlendi. Perikardiyal kist ön tanısıyla eksizyon gerçekleştirildi.
Mikroskopik incelemede mezotel hücreleriyle döşeli, yer yer
kanamalı ve inflamasyonla ilişkili kalınlaşmış cidar dokusu
izlendi. Kalretinin ve Mezotel cell marker immünohistokimyasal çalışmaları ile mezotel hücre kökeni desteklendi ve CD3,
CD20, CD23, Bcl-2, Bcl-6 immünohistokimyasal boyamaları ile eşlik eden lenfoid hücrelerin reaktif nitelikte olduğu gösterildi. Bu bulgular ışığında olgu, perikardiyal kist ile uyumlu
olarak değerlendirildi.
Sonuç: Perikardiyal kistler, genellikle benign seyirli olmalarına rağmen, ileri yaş ve komorbid hastalıkların eşlik ettiği
olgularda semptomatik hale gelebilir. Bu olguda olduğu gibi,
inflamatuvar değişiklikler ve kist cidarındaki reaktif lenfoid infiltrasyonlar tanısal değerlendirmede güçlük yaratabilir.
Histopatolojik inceleme ve immünohistokimyasal belirteçlerin kullanımı, mezotelyal kökenli benign lezyonların ayırıcı
tanısında kritik öneme sahiptir. Klinik, radyolojik ve patolojik
verilerin birlikte yorumlanması, olgu yönetimini kolaylaştırmakta ve tanının doğruluğunu artırmaktadır.