18F-FDG PET/BT görüntülerinde saptanan FDG avid hipofiz tutulumlarının klinik incelemesi


Creative Commons License

Aslan A., Üstün F., Korkmaz Kara Ü.

37. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi, Antalya, Türkiye, 9 - 13 Nisan 2025, cilt.11, sa.97, ss.128-130, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 11
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.128-130
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Trakya Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Amaç: Hipofiz bezi, çeşitli hormonlar salgılayan önemli bir endokrin organdır. En yaygın patolojileri hipofiz tümörleridir, ancak diğer klinik durumlar da fonksiyonunu etkileyebilir. Normal şartlarda belirgin florodeoksiglukoz (FDG) tutulumu göstermediğinden, F-18 FDG PET/BT (F-PET) görüntülemelerinde genellikle izlenmez. Literatürde, hipofiz patolojilerinin nükleer tıp yöntemleriyle değerlendirilmesine dair mevcut veriler kısıtlı olmakla birlikte, tanısal kriterler henüz tam olarak belirlenmemiştir. Bu çalışmanın amacı, hipofiz lezyonlarının F-PET ile değerlendirilerek klinik verilerle ilişkisinin incelenmesidir. Yöntem: 2009-2024 yılları arasında kliniğimizde F-PET ile saptanan FDG tutulumu olan hipofiz lezyonlarının klinik önemi, radyolojik ve histopatolojik bulgularla korele edilerek analiz edilmiştir. Klinik korelasyonu bulunmayan hastalar detaylı istatistiksel analiz kapsamına alınmamıştır. Birden fazla F-PET taraması yapılan hastalarda yalnızca ilk görüntüleme verileri değerlendirilmiştir. Bulgular: Gerçekleştirilen 46.099 F-PET taramasında 130 olguda hipofiz lojunda FDG tutulumu saptandı (%0,28). Hipofiz lezyonları beyin MRG ile korele edilen 44 hastanın değerlendirilmesi sonucunda 25 hastada hipofiz adenomu, 11 hastada fizyolojik FDG tutulumu, 5 hastada hipofiz metastazı (3 akciğer, 1 meme, 1 meme + kolon kanseri) ve 3 hastada primer tümörün hipofize invazyonu (2 nazofarenks kanseri, 1 ependimom) tespit edildi (Tablo 1). Gruplar arasında cinsiyet ve yaş açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,778 ve p=0,186). Fizyolojik tutulum grubunda Hipofiz SUVmaks ve Hipofiz SUVmaks/karaciğer (KC) SUVmaks oranı diğer gruplara kıyasla anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. Bu nedenle hastalar fizyolojik ve patolojik tutulum gösterenler olarak iki gruba ayrılmıştır (Tablo 2). Hipofiz SUVmaks ≥7,7 (%78,8 duyarlılık, %100 özgüllük) ve Hipofiz SUVmaks/KC SUVmaks oranı ≥2,07 (%87,9 duyarlılık, %90,9 özgüllük) değerleri, patolojik ve fizyolojik grupların ayrımında etkili bulunmuştur (Tablo 3). Kırk dört hastanın 11’inde hipofiz lezyonuna ait histopatolojik doğrulama yapılmıştır. Bunlardan 8’i hipofiz adenomu, 2’si metastaz ve 1’i invazyon grubuna aittir. Adenom grubunda immünohistokimyasal olarak 2 gonadotropik, 1 kortikotropik ve 4 multiple hormonal hücre varlığı tespit edilmiştir. 1 hastada ise immünohistokimyasal çalışma gerçekleştirilmemiştir. Sonuç: F-PET görüntülemelerinde hipofiz tutulumu nadir bir bulgu olmakla birlikte, saptandığında hipofiz adenomları ve metastazları başta olmak üzere çeşitli klinik durumlarla ilişkili olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Metabolik F-PET parametreleri, fizyolojik ve patolojik hipofiz tutulumlarının ayrımında yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir (Şekiller 1-3). Hyun ve arkadaşlarının çalışmasıyla karşılaştırıldığında, hasta grubumuzda patolojik ve fizyolojik tutulum ayrımı için belirlenen eşik değerin daha yüksek olduğu görülmüştür (4,1 ve 7,7). Bu farklılığın hasta seçim kriterlerinden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Özellikle arada kalınan olgularda Hipofiz SUVmaks/KC SUVmaks oranının ek bir parametre olarak kullanılması faydalı olabilir. Hipofiz bezi akciğer, meme ve kolon kanserleri gibi malignitelerin metastaz yapabileceği bir bölge olabilir. Nazofarenks kanseri başta olmak üzere bazı maligniteler, komşuluk yoluyla hipofiz bezine invaze olabildiğinden F-PET görüntülemelerinin aksiyal, koronal ve sagittal planlarda ayrıntılı incelenmesi, doğru tanıyı destekleyebilir.