Platanus Yayınevi, Ankara, 2025
Bir
enstrümanın sosyokültürel değeri, belirli bir toplumun tarihinde ne zaman var
olduğuna, nasıl değerlendirildiğine ve enstrümanın o toplumun literatüründe ne
ölçüde yansıtıldığına dair bir dizi önemli veriye bağlıdır. Ayrıca, bir
enstrümanın tarihsel süreçte ne ölçüde icra edilebildiği, icra anlayışının
yönü, icra ortamlarının çeşitliliği ve icracılarının hem kamu hem de siyasi
güçler tarafından ne ölçüde saygı gördüğü, o enstrümanın icra tarihiyle ilgili
önemli konulardır. Nefesli çalgılar ailesinden çift
kamışlı bir çalgı olan obua, müziğin önemli ve eşsiz aletlerinden biridir.
Antik Yunan'a kadar uzanan uzun bir geçmişi olan bu çalgı, yüzyıllar boyunca
gelişerek modern orkestranın en zorlu, farklı ve vazgeçilmez bir enstrümanı
haline gelmiştir.
Türk
müzik tarihinde obua, Avrupa’da Batı müziğiyle etkileşim içinde gelişen
çalgılar arasında özel bir yere sahiptir. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte
ülkemizde çağdaş müzik kurumlarının temelleri atılırken, obua da bu yeni
dönemin sembolü hâline gelmiş; Batı orkestra geleneğinin parlak sesi olarak
konservatuvarlarda, senfoni orkestralarında ve opera topluluklarında yerini
almıştır. Bu gelişim, yalnızca bir enstrümanın teknik serüveni değil, aynı
zamanda bir sanat anlayışının, bir kültürel dönüşümün ve nesilden nesile
aktarılan bir ustalık zincirinin de hikâyesidir. Bu kitapta obuanın Türk
topraklarındaki ilk kullanımından günümüze kadar olan Çağdaş Türk Müziği
serüvenindeki yeri ve enstrümanı bize sevdiren, onu layıkıyla çalan değerli
Türk obuacılar anlatılmıştır. Kitabın amacı, Türk obua sanatının bugüne kadar
yazılmamış hikâyesini belgelemek, sanatçı biyografilerini gün yüzüne çıkarmak
ve bu alandaki sürekliliği görünür kılmaktır. Çalışmada yer alan sanatçı
portreleri, yalnızca kişisel başarı öykülerini değil; aynı zamanda Türkiye’de
müzik eğitiminin dönüşümünü, orkestra kültürünün oluşumunu ve sanatçılar arası
kuşak bağlarını da ortaya koymaktadır. Böylece kitap hem bir tarih belgesi hem
de gelecek kuşaklar için bir rehber niteliği taşımaktadır.
Türk
obua sanatının tarihsel belleğini oluşturma düşüncesi ile hazırlanan bu kitap,
Türk obua sanatına emek vermiş, sesiyle, yorumu ve öğretmenliğiyle iz bırakmış
sanatçıların yaşam öykülerini ve katkılarını bir araya getirmektedir.
Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren, ülkemizin farklı bölgelerinde obua
sanatını tanıtan, geliştiren ve öğrencilere aktaran bu öncü sanatçılar hem
icracı hem de eğitmen olarak Türk müzik yaşamına kalıcı değerler
kazandırmışlardır. Onların kişisel yolculukları, aynı zamanda Türkiye’deki
müzik kurumlarının gelişimini, eğitim modellerinin değişimini ve sanatsal
bakışın evrimine tanıklık etmektedir. Türkiye’de obua sanatının kurumsal
temelleri, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet
Konservatuvarlarında atılmış; bu kurumlarda yetişen sanatçılar, ilerleyen
yıllarda hem yurt içinde hem de yurt dışında ülkemizi temsil etmişler ve etkin
icracılıkları ile genç kuşaklara örnek olmuşlardır. Ayrıca bu değerli isimler
ve daha niceleri, obua sanatını yalnızca bir icra olarak değil, bir ifade
biçimi ve yaşam felsefesi olarak benimsemişlerdir.
Obua,
her zaman zarafetin, duyarlılığın ve denge arayışının sembolü olmuştur. Bu
kitabın sayfalarında yer alan sanatçılar, yalnızca bir enstrümanın sesiyle
değil; o sesin ardındaki emeği, disiplini ve tutkuyu temsil etmektedir. Türk
obua sanatına emek vermiş, sahneye adımlarını tutkuyla atan, öğrencileriyle ve
dinleyicileriyle müziğin inceliklerini paylaşan bu sanatçıların hikâyelerini
bir araya getiren bu çalışmada yapılan röportajlar doğrultusunda, her birinin
yalnızca icracı değil; aynı zamanda bir dönemin müzik anlayışını, eğitiminin
niteliğini ve sanatsal duyarlılığını temsil eden birer tanık olduğu
anlatılmıştır.
İz
bırakmanın yalnızca sahnede olmadığını, öğrencinin zihninde, orkestranın
sesinde ve ülkenin kültürel belleğinde yankılanan bir eylem olduğunu açığa
çıkaran bu kitapta yer alan tüm sanatçılar, obua sanatının Türkiye’deki
gelişiminde birer kilometre taşı olmuş hem sanat kurumlarına hem de genç
kuşaklara yön vermiştir. Türk obua sanatının geleceği, geçmişin emeğini bilen,
bugünün değerini hisseden ve yarına umutla bakan genç müzisyenlerin elindedir.
Bu nedenle, bu çalışma bir “son” değil; yeni başlangıçlara, yeni seslere ve
yeni hikâyelere ilham olacak bir nitelikte olması arzu edilmektedir.
Kitabın
araştırma ve hazırlanma sürecinde sabır ve anlayışları ile her zaman yanımda
olan başta değerli aileme sonsuz teşekkür ediyorum. Kitabın editörlüğünü
üstlenen, uzmanlığı, desteği ve sevgisi ile her zaman yanımda olan, yazma
sürecinde beni teşvik eden ve mucizelere inanmamı sağlayan, Dr. Öğr. Üyesi
Siyar Köksal’a derinden minnettarım.
Bilgi, birikim ve tecrübesiyle araştırmama rehber olan,
sarsılmaz desteği, cesaretlendirmesi ve yarattığı kıvılcım için çok değerli
Müzikolog Ersin Antep’e, en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Kapsamlı araştırmamı sağlayan, her türlü veri ve
kaynaklara ulaşmamda sıkılmadan bana yardımcı olan çok değerli obua sanatçıları
Meral Vural, Leblebicioğlu, Noyan Aydaş, Bengü Gülöksüz, Çınar Türkan, Aydın
Yaşar Acar, Ayser Vançin, Sezai Kocabıyık, Macit Kızılay, Benar Tanrıkulu
Banaz, Elif Odabaş, Zeliha Budak Toprak, Sedat Civelek ve çok değerli Ailesi’ne, kompozisyon ve
orkestra şefliği nota yazım sanatçısı Kamer Güngör’e ve Çukurova Devlet Senfoni
Orkestrası Genel Koordinatörü Şükrü
Demir’e,
Görüş ve tavsiyeleri ile kitabın hazırlanmasında her
zaman varlığını hissettiren Prof. Tanju Araboğlu, İlker Özöztürk, Ata Semih
Atışeri ve Yücel Aytekin’ e,
Kitap
için hazırlanan röportajlarda bilgi ve tecrübelerini anlatarak büyük katkılar
sağlayan, dünyaca ünlü piyanist ve bestecimiz Maestro Fazıl Say’a
ve çok değerli obua sanatçıları; Prof, Taşkın Oray, Macit
Kızılay, Hüsnü Negiz, Gülşen Negiz, Çetin Yalçın, Taner Demir, Noyan Aydaş,
Çınar Türkan, İrfani Özdemir, Sedat Civelek, Aydın Yaşar Acar, Ayser Vançin,
Emin Özistek, Bilgehan Arkan, Zekiye Kaya, Doç. Bayram Bayramoğulları, Levent
Çolak, Doç. Ayşin Kiremitçi, Güzin Teoman Özdamar, Elif Odabaş, Ali Canlı ve
değerli flüt sanatçısı Nazım Acar’a,
Kitapta yer alan ve kariyerlerinin en değerli
başarılarını kitap için paylaşan, Türk obua sanatına emek veren tüm
sanatçılara, öğrencilerine ve onları sahnede dinleyen ilham alan herkese,
Obua sanatına gönül vermiş, sesini bu enstrümanla bulmuş
ve onu yaşatmaya devam eden geçmişten bugüne bu coğrafyada obua sanatına ışık
tutanlara, iz bırakanlara, bu yolda ışığı ile yürüyenlere ve gelecekte bu
günlere iz bırakacak olan tüm obua sanatına emek verenlere,
Bu kitabın okuyucu ile buluşmasına aracı olan Platanus
Yayınevi ve çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi sunarım…
Zerrin
TAN