P-118 BARİATRİK CERRAHİ SONRASI AKUT NÖROLOJİK BOZUKLUK: WERNİCKE ENSEFALOPATİSİ OLGU SUNUMU


Mohammed Azız T. K. M. A., Birtane M., Taştekin N., Çalışkan Y.

5.Ulusal FTR Kurs Günleri, Antalya, Türkiye, 10 - 13 Nisan 2025, sa.118, ss.217, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.217
  • Trakya Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: Wernicke Ensefalopatisi (WE), bariatrik cerrahi sonrası yetersiz beslenme, malabsorpsiyon,

kronik kusma ve hızlı kilo kaybına bağlı olarak gelişebilen tiamin eksikliği ile ilişkili bir tablo olarak

karşımıza çıkabilir. Nistagmus, oftalmopleji, ataksi ve mental durum değişiklikleriyle karakterizedir.

Erken tanı ve yeterli dozda parenteral tiamin replasmanı, kalıcı nörolojik defisitleri ve mortaliteyi önlemek

için kritik öneme sahiptir. Bu sunumda, bariatrik cerrahi sonrası WE’nin klinik seyri, tanı ve tedavi süreci

tartışılmaktadır.

Olgu: 34 yaşında kadın hasta, Son üç haftadır giderek artan halsizlik, baş dönmesi ve kusma şikayetleri

mevcutken, son üç gündür şiddetli baş dönmesi, çift görme ve bilateral alt ekstremite kas güçsüzlüğüne

bağlı yürüme güçlüğü gelişmesi üzerine tekerlekli sandalye ile tarafımıza başvurdu.1,5 ay önce morbid

obezite nedeniyle sleeve gastrektomi cerrahisi geçirdiği öğrenildi hasta ileri tetkik ve tedavi amacıyla

kliniğimize yatırıldı. Postoperatif dönemde ilk 20 gün sıvı beslendiği, ardından katı gıdaya geçtiği ancak

her beslenme sonrası kusma yaşadığı öğrenildi. Günlük enerji alımının 300 kcal’den az olduğu ve bu

süreçte toplam 21 kg kaybettiği öğrenildi. Genel durumu orta, bilinci açık ve koopere olan hastanın

konuşması akıcı idi. Hasta bağımsız yürüyememekteydi (FAS evre 3), çift ayak üzerinde minimal

destekle durabilmekte ancak tek ayak üzerinde denge sağlayamamaktaydı. Bilateral alt ekstremite

proksimal kas gücü -4/5 düzeyinde olup, diğer ekstremitelerde motor defisit saptanmadı. Nörolojik

muayenesinde bilateral horizontal nistagmus, diplopi ve belirgin ataksi saptandı. Derin tendon

refleksleri normoaktifti, duyu muayenesi doğaldı. Kraniyal manyetik rezonans görüntülemede akut

iskemik değişiklik saptanmadı. Klinik bulgular doğrultusunda Wernicke Ensefalopatisi ön tanısı ile IV

tiamin replasman tedavisi başlandı. Üst gastrointestinal sistem endoskopisi normal olup, gastrik stenoz

veya mekanik obstrüksiyon saptanmadı. Diyetisyen değerlendirmesi sonrası hastaya yeterli kalori ve

protein içeren bir beslenme programı düzenlendi. Tedavinin üçüncü gününde nistagmus belirgin şekilde

geriledi, yürüyüş ve denge fonksiyonlarında tam iyileşme gözlendi (FAS evre 5). Genel durumu stabil

hale gelen hasta, bireyselleştirilmiş beslenme, vitamin replasmanı ve rehabilitasyon programı

düzenlendikten sonra poliklinik takibi planlanarak taburcu edildi.

Tartışma ve Sonuç: Bariatrik cerrahi sonrası Wernicke Ensefalopatisi (WE), yetersiz beslenme,

malabsorpsiyon ve hızlı kilo kaybına bağlı gelişen nadir ancak ciddi bir nörolojik komplikasyondur.

Erken tanı konulmadığında kalıcı nörolojik hasara ve mortaliteye yol açabilir. Bu olgu, bariatrik cerrahi

sonrası gelişen WE’nin erken tanı ve yüksek doz parenteral tiamin replasmanı ile tedavi edilebileceğini

göstermektedir. Tedavinin üçüncü gününde hastanın tüm nörolojik semptomlarında belirgin iyileşme

sağlandı, nistagmus ve ataksi tamamen geriledi. Multidisipliner bir yaklaşım ile bireyselleştirilmiş

beslenme programı ve rehabilitasyon desteği, fonksiyonel iyileşmeyi hızlandırdı.

Bariatrik cerrahi sonrası tiamin eksikliğinin erken tanınması ve parenteral replasmanın zamanında

başlatılması, nörolojik sekellerin ve mortalitenin önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir.

Mikrobesin eksikliklerine bağlı geri dönüşümsüz sekelleri önlemek için cerrahi öncesi hazırlık,

postoperatif dönemde beslenme durumunun yakından izlenmesi, risk altındaki hastaların düzenli

değerlendirilmesi ve uygun önleyici stratejilerin uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle, Wernicke

Ensefalopatisi’nin ciddiyeti ve yol açabileceği yıkıcı sonuçlar konusunda farkındalığın artırılması

gerekmektedir.