BETWEEN TRUTH AND DREAM: OCCIDENTALISM FOUNDED UPON NEED


Creative Commons License

ACAR B. B.

e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, vol.12, no.4, pp.1240-1254, 2020 (TRDizin)

Abstract

Occidentalism is the envision for the West of authors living out of West. Similarwith the act of Western authors towards orientalism, occidentalism is an attempt to code West in various ways and perceive it in a certain model, and is aconscious or unconscious way of thinking activated in the first encounter withWest and transformed throughout life. The belatedness sense of non-westernsocieties in modernization causes them to see West as a target and thereforeproduce West-centered occidentalist texts. Occidentalist discourse does not have acommonality linearly developing in a single line and having same codes. Itreflects a hesitation having internal dilemmas and tensions, both demanding to beincluded and drawing itself back. Reading this tension through literary texts canbe guiding in analyzing the discourse of Occidentalism. The present studyexecutes discourse analysis on the biography Özgürlük Peşinde Bir OsmanlıKadın (An Ottoman Woman in Pursuit of Freedom) and the novel Bir Sürgün (AnExile), which all picture the perspective of Ottoman to West. Thus, the similaritiesbetween occidentalist discourses are aimed to be presented in a biography writtenby a woman named Zeynep Hanım and novel written by Yakup Kadri despitegender difference. Exploring the tensions of Occidentalism, its solutions forproblems and the disappointments at the end reveal the problematic relationshipof Ottomans with the West, and how literature is built in accordance with this aim.The present study aims to answer the questions as “why do these authors need aperception of West?”, “Which spatial technologies are needed to build the West intheir dreams?”, “Why do these two authors get disappointed upon experiencingthe reality of West?”, and “What does this difference between truth and dreampoint out?”.
Garbiyatçılık (Oksidentalizm), Batı-dışında yaşayan yazarların Batı’yı tahayyül ediş biçimidir. Batılı yazarların Şarkiyatçılıkta (Oryantalizm) yaptığına benzer bir şekilde Batı’yı çeşitli şekillerde kodlama ve belli kalıplarla görme girişimi olan Garbiyatçılık, Batı’yla karşılaşılan ilk andan itibaren devreye sokulan ve zamanla dönüşerek devam eden, kimi zaman bilinçli, kimi zamansa bilinçsizce girişilen bir düşünce şeklidir. Özellikle Batı-dışı toplumların modernleşmedeki gecikmişlik algısı Batı’yı bir hedef olarak görmelerine, dolayısıyla da Batı’yı merkezine alan garbiyatçı metinleri üretmelerine sebep olmuştur. Garbiyatçı söylem, tek bir çizgide doğrusal olarak gelişen veya kodları aynı olan bir ortaklığa sahip değildir. Kendi içerisinde çelişkileri barındıran, gerilimleri olan, hem dâhil olmak isteyen, hem de kendini geri çeken tereddüdü yansıtır. Edebiyat metinleri üzerinden bu gerilimi okumak, Garbiyatçılığın söylemini analiz etmede yol gösterici olacaktır. Bu çalışmada Osmanlı’nın Batı’ya bakışını görebileceğimiz Özgürlük Peşinde Bir Osmanlı Kadını adlı biyografiyle ile Bir Sürgün romanı böyle bir söylem analizine tabi tutulacaktır. Böylece hem Zeynep Hanım isimli bir kadının yazdığı bir biyografide, hem de Yakup Kadri’nin yazdığı bir romanda cinsiyet farklılıklarıyla tür farklılıklarına rağmen garbiyatçı söylemin nasıl benzeştiği ortaya konacaktır. Garbiyatçılığın gerilimlerini, yaşanılan sıkıntılara sunduğu çözüm önerilerini ve sonunda karşılaşılan hayal kırıklıklarını keşfetmek, hem Osmanlı’nın Batı’yla kurduğu sorunlu ilişkiyi hem de edebiyatın bu amaca uygun olarak nasıl kurgulandığını gözler önüne serecektir. Çalışmada, “bu isimler neden Batı tahayyülüne ihtiyaç duyarlar? Hayallerindeki Batı, Shick’in deyimiyle hangi mekân teknolojileriyle inşa edilir? Batı realitesiyle karşılaşınca bu iki isim de neden düş kırıklığına uğrarlar? Hayal edilenle gerçek arasındaki bu fark neyi işaret eder?” sorularına cevap aranacaktır.