Diferansiye Tiroit Kanseri Evrelemesinde FDG PET/BT: Histolojik Özelliklerin Metabolik Bulgularla İlişkis


Soyluoğlu F. S., Orun G., Korkmaz Kara Ü., Durmuş Altun G.

32. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi-UNTK 2020, Ankara, Türkiye, 20 - 21 Kasım 2020, ss.30, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.30
  • Trakya Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

 Amaç: Diferansiye tiroit kanseri (DTK) yavaş seyirli ve iyi prognozlu bir kanser türü olmakla birlikte, hastalarının %15’inde ilerleyen zamanda metastaz gelişir. Metastatik DTK’li hastaların klinik seyri oldukça değişkendir. Bu çalışmanın amacı, bakiye doku ve tiroglobulin (Tg) uyumsuz hastalarda primer ve yeniden evrelemede tümör histopatolojik özellikleri, I-131 RAİ tutulumu ve florodeoksiglukoz (FDG) afinitesi arasındaki ilişkileri belirlemektir. Yöntem: Ocak 2015 ve Aralık 2019 tarihleri arasında DTK evreleme amacıyla pozitron emisyon tomografi (PET)/bilgisayarlı tomografi (BT) görüntülemesi yapılmış hastalar geriye yönelik taranarak, ameliyat sonrası patoloji raporları ve I-131 tüm vücut taraması (TVT) bulunan tüm hastalar çalışmaya dahil edildi. Patoloji raporlarından tümör boyutu, odak sayısı ve yeri, cerrahi sınır pozitifliği, kapsül invazyonu, lenfovasküler invazyon, kan damarı invazyonu, perinöral invazyon, ekstratiroital yayılım, intraglandüler yayılım, BRAF pozifliği ve ek patolojik bulgular (lenfositik tiroitit, adenamatöz hiperplazi, nodüler hiperplazi) kaydedildi. Hastalar ayrıca American Thyroid Association (ATA) başlangıç risk sınıflamasına ve Tg değerlerine göre gruplandırılarak, bu grupların ve patolojik bulguların, FDG PET/BT pozitifliği, I-131 TVT pozitifliği ve SUVmax değerleri ile ilişkisi istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 75 hastanın 45’i kadın, 30’u erkekti (ortalama yaş=49±8). Tümör boyutu ortalama 23±18 mm’ydi. Multifokalite, cerrahi sınır pozitifliği, kapsül invazyonu, lenfovasküler invazyon, ekstratiroital invazyon (%56, %60, %39, %39, %55) sıkça izlenirken, kan damarı invazyonu, perinöral invazyon ve intraglandüler disseminasyon daha nadir (%1, %7, %7) bulgular olarak saptandı. PET/BT 54 hastada (%72) pozitifken, I-131 TVT 37 hastada (%49) pozitifti. 19 hastada (%25) her iki tetkik pozitif, 17 hastada (%23) her iki tetkik negatifti. FDG afinitesi gösteren lezyonlarda ortalama SUVmax 6,2±18,8’idi. PET pozitifliği ile, patolojik bulgulardan yalnızca lenfovasküler invazyon ile anlamlı ilişki bulundu (p=0,04). Lenfovasküler invazyon varlığı PET pozitifliği riskini 3,9 kat artırmaktaydı (%95 güven aralığı=1,2-13,3; p=0,027). Korelasyon analizleri, SUVmax ’ın lenfovasküler invazyon ile anlamlı ilişkili olduğunu ortaya koydu (p=0,04). Tümör boyutu ile SUVmax arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,04). Tg grupları ile cerrahi sınır pozitifliği, lenfovasküler invazyon ve ekstratiroital yayılım arasında anlamlı fark bulundu (p=0,037, p=0,004, p=0,04). Başlangıç risk sınıflaması ile PET pozitif kemik metastazı arasında anlamlı ilişki (p=0,03), PET pozitif lenf nodu metastazı ile sınırda anlamlılık mevcuttu (p=0,056). Sonuç: Lenfovasküler invazyon, FDG pozitif metastaz riskini 3,9 kat artırmaktadır. DTK’de PET/BT hasta takibinde genel olarak ileri dönem I-131 negatif, Tg değeri yüksek olgularda kullanılmaktadır. Lenfovasküler invazyon saptanması durumunda FDG PET/BT ile tedavi öncesi evreleme çalışması hastanın doğru evrelemesi için fayda sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Diferansiye tiroit kanseri, florodeoksiglukoz, PET, PET/ BT