Trakya bölgesinin köylerinde tularemi seroprevalansının araştırılması
Mikrobiyoloji Bülteni, cilt.41, sa.3, ss.411-418, 2007 (SCI-Expanded, Scopus, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 41 Sayı: 3
- Basım Tarihi: 2007
- Dergi Adı: Mikrobiyoloji Bülteni
- Derginin Tarandığı İndeksler: Science Citation Index Expanded (SCI-EXPANDED), Scopus, TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.411-418
- Trakya Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Türkiye'de bildirilen ilk tularemi epidemisi 1936 yılında Lüleburgaz'da, ikinci epidemi 1945 yılında yine Lüleburgaz'da ortaya çıkmıştır. Daha sonra uzun yıllar Trakya Bölgesi'nden herhangi bir olgu bildirilmemiş, ancak 2005 yılında Edirne'nin bir köyünde bir tularemi salgını daha görülmüştür. Bu veriler etken olan Francisella tularensis'in Trakya bölgesinde bulunduğunu ifade etmekte ve bölgemizde geniş çapta bir seroepidemiyolojik çalışmanın yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Trakya bölgesinde yer alan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerine bağlı köylerden "otuz küme" yöntemiyle belirlenen 90 köyde yaşayan 1782 kişide F.tularensis antikor varlığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya gönüllülük esasına göre dahil edilen bireylerin (%74.3'ü erkek; yaş ortalaması 46 yıl; yaş aralığı: 6-92 yıl) demografik özellikleri ve olası riskli davranışları bir anket formuna kaydedilmiştir. Çalışmamızda, mikroaglütinasyon testi ile araştırılan F.tularensis antikorları, tümü erişkin erkek olan (yaş aralığı: 22-74 yıl) beş kişide (%0.3) 1/20-1/160 arasında değişen titrelerde pozitif bulunmuştur. Seropozitif bireylerin üçünün Kırkiareli'nin iki köyünde yaşadığı, birer olgunun ise Tekirdağ ve Edirne iline bağlı köylerde yaşadıkları izlenmiştir. Tularemi antikorları saptananların üçünde Rose-Bengal testinin de pozitif bulunması, çapraz reaksiyon olasılığını düşündürmüş ve bu kişiler bruselloz yönünden sorgulanmak üzere takibe alınmışlardır. Yapılan değerlendirmede, erkek cinsiyet, hayvancılıkla uğraşma, ve kene ısırığına maruziyet, risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Bu çalışma ile Trakya Bölgesi'nde F.tularensis varlığıyla ilgili veriler elde edilmiş olup, bu bölgedeki sağlık personelinin ve halkın eğitimiyle ilgili çalışmaların başlatılmasının, olası salgınların önlenmesinde gerekli olduğu kanısına varılmıştır.
The first published tularemia epidemic in Turkey had been reported in 1936 from Lüleburgaz (located in European part-Thrace region- of Turkey), and the secon d was in 1945 again in the same province. Following a long period of time without any tularemia report from Thrace region, in 2005 another epidemic occurred in a village of Edirne, another province located in the sam e region. Since there is presumptive evidence of circulation of the infectious agent, Francisella tularensis in Thrace region of Turkey, a large scale seroepidemiological study is needed . In this study, the presence of antibodies against F.tularensis in 1782 subjects, choose n by "thirty cluster" method, inhabiting in 90 different villages of Edirne, Kırklareli, and Tekirdağ provinces in Thrace Region, were investigated. The subjects were included to the study on the basis of volunteering (74.3% were male; mean age: 46 years; age range: 6-92 years) and demographical characteristics and their possible risky behaviours were recorded in a questionnaire form. Antibodies specific for F.tularensis were screened by microagglutination test, and were found positive in five (0.3%) of the subjects between the titers of 1/20- 1/160. All of the seropositive subjects were adult males (ages between 22-74 years); three were living in the two villages of Kırklareli, while the others were from the villages of Tekirdağ and Edirne. Rose Bengal test was also found positive in three of the seropositive subjects, and with the thought of a probable cross reaction they were taken into an advanced investigation for brucellosis. The risk evaluation revealed that male gender, being together with livestock and exposure to ticks were the major risk factors. Since the data of this study indicated that F.tularensis is in circulation in Thrace Region, the educational programmes for both the healthcare workers and inhabitants of this region should be attempted for the prevention of a possible epidemic.