Öğretmenlerin Bireysel Yenilikçilik Düzeyleri ile Yapay Zekaya Yönelik Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi


SEVER G., KORKMAZ A.

Trakya Eğitim Dergisi, cilt.16, sa.2, ss.933-968, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 16 Sayı: 2
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.24315/tred.1729701
  • Dergi Adı: Trakya Eğitim Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.933-968
  • Trakya Üniversitesi Adresli: Hayır

Özet

Bu araştırmada, öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile yapay zekaya yönelik tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, her iki değişkeni analiz ederek aralarındaki etkileşimi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, yakınsayan paralel karma yöntem benimsenmiştir. Nicel boyut ilişkisel tarama modeliyle, nitel boyut ise olgubilim deseniyle yürütülmüştür. Nicel çalışma grubu, Edirne il merkezi ve ilçelerindeki devlet okullarında görev yapan 550 öğretmenden oluşurken; nitel çalışma grubu, maksimum çeşitlilik örneklemesiyle seçilen 22 öğretmeni kapsamaktadır. Nicel veriler “Yapay Zekaya Yönelik Genel Tutum Ölçeği” ve “Bireysel Yenilikçilik Ölçeği” ile; nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel analizlerde betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, Pearson korelasyonu ve çoklu regresyon; nitel analiz de betimsel analiz kullanılmıştır Bulgulara göre öğretmenlerin bireysel yenilikçilikte en yüksek ortalama “Deneyime Açıklık”, en düşük ise “Risk Alma” boyutunda bulunmuştur. En fazla öğretmen “Sorgulayıcı” kategorisinde yer alırken, bunu “Öncü”, “Yenilikçi”, “Kuşkucu” ve “Gelenekçi” kategorileri izlemiştir. Yenilikçilik düzeyi yüksek öğretmenler, yapay zekaya yönelik daha olumlu, düşük düzeydekiler ise daha olumsuz tutum sergilemiştir. Ancak bu ilişkilerin etki büyüklüğü düşük düzeydedir. Genel olarak, öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arttıkça yapay zekaya yönelik olumlu yaklaşımlarının arttığı, olumsuz tutumlarının ise azaldığı görülmektedir. Nitel bulgular ise nicel sonuçları destekler nitelikte olup, öğretmenler yapay zekayı eğitimde dönüştürücü ve üretken bir araç olarak görmekte; öğrenme-öğretme süreçlerine, mesleki gelişimlerine ve günlük yaşama sağladığı katkıları vurgulamaktadır. Bununla birlikte, etik kaygılar, duygusal bağ sorunu, meslek kaybı ve tembellik gibi olumsuz görüşler de dile getirilmiştir.
This study examined the relationship between teachers’ individual innovativeness levels and their attitudes toward artificial intelligence. A convergent parallel mixed-methods design was employed. The quantitative component used a correlational survey model, while the qualitative component followed a phenomenological approach. The quantitative sample consisted of 550 teachers working in public schools in Edirne, and the qualitative sample included 22 teachers selected through maximum diversity sampling. Quantitative data were collected using the “General Attitudes to Artificial Intelligence Scale” and the “Individual Innovativeness Scale,” while qualitative data were obtained through semi-structured interviews. Data analysis included descriptive statistics, t-tests, ANOVA, Pearson correlation, and multiple regression for quantitative data, and descriptive analysis for qualitative data. Findings revealed that teachers scored highest in the “Openness to Experience” dimension and lowest in “Risk Taking.” Most teachers were categorized as “Early Majority,” followed by “Early Adopters,” “Innovators,” “Late Majority,” and “Laggards.” Teachers with higher innovativeness levels showed more positive attitudes toward artificial intelligence, whereas those with lower levels exhibited more negative attitudes; however, the effect size was small. Overall, increased innovativeness was associated with more positive and fewer negative attitudes. Qualitative findings supported these results, indicating that teachers perceive artificial intelligence as a transformative and productive tool in education, contributing to teaching, learning, professional development, and daily life. Nevertheless, concerns such as ethical issues, reduced emotional interaction, potential job loss, and increased laziness were also noted.