33. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi-UNTK 2021, Ankara, Türkiye, 28 - 29 Mayıs 2021, cilt.7, ss.8-9, (Tam Metin Bildiri)
Amaç: Florodeoksiglukozun (FDG) fizyolojik tutulum ve atılım yerleri bu bölgelerdeki lezyonların değerlendirilmesini zorlaştırabilmektedir. FDG, glukozun 2. karbonundaki OH grubu yerine flor (F)-18 yerleştirilmesiyle oluşan benzersiz fizyolojisi nedeniyle glukozun aksine renal tübülde reabsorbe edilmez ve öncelikle renal ekskresyona uğrar. Bu durum lezyon kontrastını azaltarak bazı lezyonların görünmesini engelleyebilir. Önceki çalışmalarda bu fizyolojik ekskresyon nedeniyle düşük duyarlılık belirtilmiştir. Üriner sistemde, özellikle böbreklere metastaz yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır. Böbrekte FDG tutulumuna neden olabilen en sık patolojiler metastatik lezyonlar olmakla birlikte, böbreğin primer malign hastalıkları, benign patolojiler, enfeksiyonlar artmış FDG tutulumuna neden olabilirler. Bu çalışmada tesadüfi renal kitlelerin görüntüleme paternlerini, pozitron emisyon tomografi/bilgisayarlı tomografinin (PET/BT) böbrek lezyonlarında prediksiyon gücünü, yalancı pozitifliğe neden olabilecek lezyonları ve bu tutulumların hasta yönetimine katkısını retrospektif olarak değerlendirmeyi amaçladık. Yöntem: Kliniğimize 2010-2020 yılları arasında akciğer kanseri tanısı ile evreleme için gelen ve standart PET/BT protokolünü tamamlayan 159 hastanın PET/BT verileri geriye dönük değerlendirildi. PET/BT sonrası böbrek lezyonuna yönelik yapılan ultrasonografi (USG), BT, manyetik rezonans görüntüleme bulguları, böbrek biyopsi ya da nefrektomi verilerine ulaşılabilen 41-90 yaş (ortalama 66±9 y) arası 94 hasta (83 E, 11 K) çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Şüpheli böbrek lezyonları hastanın takip histopatolojik verileriyle ya da radyolojik görüntüleme sonuçlarıyla kıyaslandığında 52 hastada malign hastalık (metastaz/2. primer), 3 hastada enfeksiyona bağlı FDG tutulumu, 11 hastada kistik böbrek varyasyonuna, 3 hastada kalküle bağlı yalancı pozitiflik saptanırken, 25 hastada böbrekte benign ya da malign patoloji saptanmadı. Lezyon boyutu ortalama 28±16 mm (5-100) olup, 52 hastada lezyon tek odak, 21 hastada multifokal ve 21 hastada diffüz patern göstermekteydi. Lezyon sayısı ya da boyutunun malign-benign lezyonlar için ayırıcı bir faktör olmadığı saptanmıştır. Regresyon analizinde yalnızca SUVmaks ’nin benign-malign lezyon ayırımında belirleyici olduğu saptanmıştır (p=0,002). Histopatolojik olarak malign lezyonların SUVmaks değerleri benign lezyonlardan anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0,03). Benign lezyonlar için ortalama SUVmaks değeri 8,52±3,88 ve malign lezyonlar için ortalama SUVmaks değeri 11,09±4,70 hesaplanmıştır. Sınır değer olarak +%95 güven aralığı değeri olan SUVmaks 9,9 cut-off belirlendiğinde; %72 sensitivite, %71 spesifite, %72 tanısal doğruluk ile malign-benign lezyonları ayırt edebildiği saptanmıştır. Sonuç: Elde edilen verilere göre, tesadüfi olarak böbrekte saptanan lezyonların benign-malign lezyon ayrımında lezyon şekli, büyüklüğü ya da sayısı belirleyici değildir. PET/BT’nin böbrek lezyonlarının saptanmasında anlamlı katkı sağladığı ve kritik değerin üzerinde metabolik aktivite gösteren lezyonların mutlaka ileri değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir. Anahtar Kelimeler: FDG, PET/BT, tesadüfi, böbrek, akciğer kanseri