Adrenal Kitlelerin Ayırıcı Tanısında FDG PET/BT’nin Metabolik Parametrelerinin Rolü


Korkmaz Kara Ü., Mammadhanlı J., Tozsin A., Aktoz T., Sarıkaya A.

36. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi-UNTK 2024, Lefkoşa, Kıbrıs (Kktc), 8 - 12 Mayıs 2024, cilt.10, ss.202, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 10
  • Basıldığı Şehir: Lefkoşa
  • Basıldığı Ülke: Kıbrıs (Kktc)
  • Sayfa Sayıları: ss.202
  • Trakya Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Adrenal Kitlelerin Ayırıcı Tanısında FDG PET/BT’nin Metabolik Parametrelerinin Rolü Jale Mammadkhanlı1, Ülkü Korkmaz1, Atınç Tozsin2, Tevfik Aktoz2,  Ali Sarıkaya1 1Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nükleer Tıp Anabilim Dalı, Edirne 2Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Edirne Amaç: Adrenal kitlelerin ayırıcı tanısında doğru tanıyı koymak kritik bir öneme sahiptir ve bu süreçte görüntüleme tekniklerinin etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir. F-18 florodeoksiglikoz (F-18 FDG) pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografi (PET/BT) gibi moleküler görüntüleme yöntemleri, adrenal lezyonların karakterizasyonunda önemli bir rol oynayabilir. Bu çalışmamızda, FDG PET/BT’nin parametrik verilerinin adrenal lezyonların malign/benign ayırıcı tanısında doğruluk ve duyarlılık açısından ne tür bir katkı sağlayabileceğini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntem: Kliniğimizde 2015-2023 yılları arasında FDG PET/BT çekimi yapılan ve sürrenalde FDG tutulumu saptanan hastalar retrospektif olarak tarandı. Hastalardan cerrahi işlem yapılan ve histopatolojik verilerine ulaşılabilen hastalar çalışmaya dahil edildi. Standart tutulum değeri (SUV)maks , metabolik tümör hacmi (MTV), total lezyon glikolizi (TLG) ve Hounsfield Unit (HU) değerlerine bakıldı. Hastalar patoloji sonuçlarına göre benign patoloji  (grup 1) ve malign patoloji (grup 2) olarak iki gruba ayrıldı. Sonuçlar istatistiksel olarak hesaplandı. Ayrıca, elde edilen kantitatif parametreler ile cut-off değeri belirlenmesi amacıyla ROC analizi yapıldı. Bulgular: Çalışmamıza 31 hasta dahil edildi (yaş ortalaması: 50±17, 11 erkek, 20 kadın). Patolojik sonuçlara göre 6 hastada adenokortikal adenom, 10 hastada adenokortikal karsinom, 5 hastada metastaz, 2 hastada miyolipom, 4 hastada feokromasitom, 4 hastada hemanjiom görüldü. Grup 1 ve grup 2 arasında Mann-Whitney U istatistiksel analizinde SUVmaks (p<0,001), MTV (p=0,038), TLG (p<0,001) değerlerinde anlamlı farklılık görüldü. Ayrıca adenokortikal adenom ve adenokortikal karsinom arasında yapılan Mann-Whitney U istatistiksel analizinde TLG (p=0,005) açısından anlamlı fark görüldü (Tablo 2). ROC analizi sonucunda malign ve benign ayrımı için cut-off değeri SUVmaks için ≥5,1 (sensivite %80, spesifite %87,5), TLG ≥56580 (sensivite %73,3, spesifite %93,8), ve HU ≥71 (sensivite %80, spesifite %62,5) olarak belirlendi (Tablo 1). Sonuç: Çalışmamızda 31 hastanın adrenal malign ve benign tümörlerinin ayırımında yüksek sensitivite ve spesifite değerleri elde edildi. Bu bulgular adrenal tümörlerinin ayırımında potansiyel bir tanı aracı olarak kullanılabileceğini göstermekte olup bu konuda daha fazla hasta ile yapılacak prospektif çalışmalar gerekmektedir. Özellikle, FDG PET/BT’nin parametrik verilerinin kullanımının, adrenal lezyonların malign/benign ayırıcı tanısında etkin bir rol oynayabileceği öne sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Adrenal lezyon, adrenokortikal adenom, adrenokortikal karsinom, FDG PET/BT