Yeni Tanı Konmuş Tip 1 Diyabetli Çocuklarda SARS-Cov-2 Enfeksiyonunun Diyabetik Ketoasidoz Üzerindeki Etkisi: Prospektif Çok Merkezli Bir Çalışma
Medeniyet Medical Journal, cilt.41, sa.1, ss.69-75, 2026 (ESCI, Scopus, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 41 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.4274/mmj.galenos.2026.55256
- Dergi Adı: Medeniyet Medical Journal
- Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), Scopus, TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.69-75
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Trakya Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Koronavirüs hastalığı pandemisi, Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu Koronavirüs 2 (SARS-CoV-2) enfeksiyonunun tip 1 diyabetin (T1D) gelişimi ile ilişkili olabileceği ve tanı anında diyabetik ketoasidozun (DKA) sıklığı ve şiddetinde artışa neden olabileceği yönünde endişelere yol açmıştır. Ancak mevcut kanıtlar büyük ölçüde retrospektif olup kesin değildir. Bu çok merkezli prospektif çalışma, SARS-CoV-2 enfeksiyonu ile yeni tanı almış T1D’li çocuklarda DKA sıklığı ve şiddeti arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi ve bu grupta SARS-CoV-2 maruziyetinin yaygınlığını belirlemeyi amaçlamıştır. Yöntemler: Çalışmaya, Nisan 2021 ile Nisan 2022 arasında Türkiye’de üç üçüncü basamak sağlık merkezinde yeni T1D tanısı alan 133 çocuk hasta dahil edildi. SARS-CoV-2 durumu, tanı anında polimeraz zincir reaksiyonu ve serolojik testler (immünoglobulin (Ig)M, IgG) ile, 21 gün sonra ise sadece IgG testiyle değerlendirildi. Hastalar aktif enfeksiyon, geçirilmiş enfeksiyon ve enfeksiyon belirtisi olmayanlar olarak üç gruba ayrıldı. SARS-CoV-2 maruziyetinin genel yaygınlığı da analiz edildi. Bulgular: Hastaların %39’unda SARS-CoV-2 seropozitifliği saptandı. DKA, aktif enfeksiyonu olanların %76,9’unda, geçirilmiş enfeksiyonu olanların %66,6’sında ve enfeksiyon belirtisi olmayanların %53’ünde görüldü. SARS-CoV-2 maruziyeti olanlarda DKA oranı daha yüksek olsa da bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,240). DKA şiddeti açısından da gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p=0,162). Sonuçlar: DKA, tüm gruplarda en yaygın başvuru şekliydi ve SARS-CoV-2 enfeksiyon durumu ile sıklık ya da şiddet açısından anlamlı bir fark gözlenmedi. Bu bulgular, yüksek DKA oranlarının doğrudan viral etkilerden çok pandemiye bağlı sağlık hizmetlerine erişim kısıtlılıklarıyla ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.
Objective: The coronavirus disease pandemic has raised concerns about a possible link between Severe Acute Respiratory Syndrome Coronavirus 2 (SARS-CoV-2) infection and both the development of type 1 diabetes (T1D) and increased rates and severity of diabetic ketoacidosis (DKA) at diagnosis. However, existing evidence is largely retrospective and inconclusive. This prospective multicenter study aimed to evaluate the association between SARS-CoV-2 infection and the rate and severity of DKA in children newly diagnosed with T1D and to assess the prevalence of SARS-CoV-2 exposure in this population. Methods: This study included 133 pediatric patients newly diagnosed with T1D across three tertiary centers in Türkiye between April 2021 and April 2022. SARS-CoV-2 status was determined at diagnosis using polymerase chain reaction and serological tests (IgM, IgG); IgG testing was repeated after 21 days. Patients were categorized into three groups: active infection, past infection, and no infection. The prevalence of SARS-CoV-2 exposure was also analyzed. Results: SARS-CoV-2 seropositivity was found in 39% of patients. DKA was present in 76.9% of those with active infection, 66.6% of those with past infection, and 54.3% of those without infection. Although DKA was more frequent in those with SARS-CoV-2 exposure, the difference was not statistically significant (p=0.240). DKA severity also showed no significant variation among groups (p=0.162). Conclusions: DKA was the predominant presentation regardless of SARS-CoV-2 status, with no significant difference in frequency or severity. These findings suggest that increased DKA rates may be more related to healthcare access issues during the pandemic than to direct viral effects.