Yüksek Riskli Dens Memeye Sahip Olgularda MR Tarama Programına Eklenmeli mi?
15. International Trakya Family Medicine Congres, Edirne, Türkiye, 16 - 19 Nisan 2026, ss.85-86, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Edirne
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.85-86
- Trakya Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Yüksek Riskli Dens Memeye Sahip Olgularda MR Tarama Programına Eklenmeli mi?
Mustafa Berkay Çakin, Doğuş Mercan, Semih Uslu, Mustafa Bertuğ Özen, Aykut Alkan, Ahmet Onur Çeli̇k, Derya Karabulut, Serdar Solak, Fethi Emre Ustabaşioğlu, Nermin Tunçbi̇lek Trakya Üniversitesi, 22000 EDİRNE, Türkiye E-mail: dr.mberkaycakin@gmail.com Presentation on 18/04/2026 08:30 in "Oral Presentations 8" by Mustafa Berkay Çakin Keywords / Anahtar Kelimeler: Meme Kanseri, Dens Meme, Yüksek Risk, MR
Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen malignitelerden olup, mortalite nedenleri arasında ikinci sırayı almaktadır. Meme kanserinde erken evrede tanı konulması, tedavi başarısını ve sağ kalımı önemli ölçüde artırmaktadır. Taramada hala altın standart yöntem mamografi olup US ve MR görüntüleme tamamlayıcı yöntem olarak yerini korumaktadır. Ancak yüksek risk grubunda MR görüntülemenin taramada kulllanılması tartışmalı bir konu olarak yerini korumaktadır . Mamografi, ve US, yoğun memeli olgularda düşük sensitiviteye sahip modalitelerdir. Meme MR ise, özellikle konvansiyonel yöntemlere göre daha yüksek duyarlılıkta bir modalite olarak öne çıkmaktadır. Literatürde BRCA mutasyonu taşıyan veya birinci derece akrabasında meme kanseri öyküsü olan bireylerde MR’ın sensitivitesinin %90’ın üzerinde olduğu bildirilmiştir.Bu çalışmada, aile öyküsü nedeniyle yüksek risk taşıyan ve yoğun meme yapısına sahip kadınlarda, meme MR görüntülemenin malignite saptamadaki etkinliği değerlendirilmiş olup bu hasta grubunda MR’ın rutin tarama programlarına dahil edilmesinin gerekliliği araştırılmıştır. Method: Çalışmaya 2020-2025 yılları arasında yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski %20’nin üzerinde olan ve yoğun meme yapısına sahip, yaşları 22-80 arasında değişen 167 kadın olgu alındı. Olguların meme yoğunluğu, arka plan kontrastlanması ve diğer bulguları klinik ve patolojik sonuçlarla birlikte yorumlandı. Results: 88 olguda MR yapılmış olup, olguların 17’sine biyopsi yapılmıştı. Biyopsi sonuçlarına göre 88 olgunun 3’ünde malignite saptanmıştır. MR yapılmayan 79 hastadan yalnızca 1’ine biyopsi yapılmış ve proliferatif lezyon tanımlanmıstır . MR yapılan grupta malignite saptanma oranı, yapılmayan gruba göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bu grupta yoğun meme yapısına sahip hastaların ç.baskın olduğu gözlenmiştir. İstatistiksel analizde gruplar arasında anlamlılık saptanmıstır. Conclusions: Tarama mamografisi yüksek riskli kadınlarda kanser saptamada başarılı olmakla birlikte yoğun meme dokusuna sahip olgularda duyarlılığı düşmektedir. Bu kanserlerin %50'sinden fazlası in-situ kanser olarak bildirilmiştir. Bizim çalışmamızda literatür ile uyumlu olarak meme kanseri %3.4 oranında bulunmuştur. Yoğun meme dokusuna sahip yüksek riskli olgu grubunda eklenecek meme MR ile, meme kanserinin erken evrede saptanması, morbidite ve mortalitenin azalması ve gelecekte kişiselleştirilmiş tarama programına eklenmesi beklenmektedir. Full Text Giriş ve Amaç: Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen malignitelerden olup, mortalite nedenleri arasında ikinci sırayı almaktadır [1]. Meme kanserinde erken evrede tanı konulması, tedavi başarısını ve sağ kalımı önemli ölçüde artırmaktadır [2]. Birinci derece ailesel meme kanseri öyküsü bulunması, bireyde meme kanseri gelişme riskini anlamlı ölçüde artırmakta olup, bu grup için kişiselleştirilmiş tarama yaklaşımlarının önemi giderek artmaktadır [3]. Taramada hala altın standart yöntem mamografi olup ultrasonografi (US) ve meme manyetik rezonans (MR) görüntüleme tamamlayıcı yöntem olarak yerini korumaktadır. Ancak yüksek risk grubunda MR görüntülemenin taramada kulllanılması tartışmalı bir konu olarak yerini korumaktadır [3]. Mamografi, ve US, yoğun meme yapısına olgularda düşük sensitiviteye sahip modalitelerdir. Meme MR ise, özellikle konvansiyonel yöntemlere göre daha yüksek duyarlılıkta bir modalite olarak öne çıkmaktadır. Literatürde BRCA mutasyonu taşıyan veya birinci derece akrabasında meme kanseri öyküsü olan bireylerde MR’ın sensitivitesinin %90’ın üzerinde olduğu bildirilmiştir (3,4). Ancak bu yüksek duyarlılık, spesifisite düşüklüğü ve yalancı pozitiflik oranlarını da beraberinde getirmekte olup, gereksiz biyopsilere neden olabilmektedir [3,4]. Bu çalışmada, aile öyküsü nedeniyle yüksek risk taşıyan ve yoğun meme yapısına sahip kadın olgularda, meme MR görüntülemenin malignite saptamadaki etkinliği değerlendirilmiş olup bu hasta grubunda MR’ın rutin tarama programlarına dahil edilmesinin gerekliliği araştırılmıştır. Metot: Bu çalışmada 2020-2025 yılları arasında yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski %20’nin üzerinde olan ve yoğun meme yapısına sahip, yaşları 22-80 arasında değişen (ort: 51.04 stf-d: 12.29) 167 kadın olgu alındı. Tüm olguların meme MR bulguları, klinik ve patolojik sonuçları analiz edildi. Meme MR ıncelemelerı 1.5 T MR da (Signa HDxt Excite 2, GE Healtcare ve Signa Victor GE Healtcare) gerçekleştirilmiş olup olgular ACR-BIRADS kriterleri ile değerlendirildi. Olguların meme yogunluğu, arka plan kontrastlanması ve diğer bulguları klinik ve patolojik sonuçlarla birlikte yorumlandı. MR yapılan ve yapılmayan gruplar karşılaştırılarak malignite saptanma oranları belirlendi. İstatistiksel analizde tanımlayıcı analizler ve Pearson Chi-Quare kullanılarak p<0.05 anlamlılık değeri olarak kabul edildi. Bulgular: 167 olgunun 88’ine (%52,69) MR yapılmış olup olguların meme yoğunlukları ve arka plan kontrastlanması sınıflandırılmıştır (Tablo 1, 2, 3). Meme Tip Tip Frequency Percent Valid Percent MR yapılan TİP A 5 5,7 5,7 TİP B 27 30,7 30,7 TİP C 37 42,0 42,0 TİP D 19 21,6 21,6 Total 100,0 100,0 Tablo 1: MR yapılan grupta meme tipleri Meme Tip Tip Frequency Percent Valid Percent MR yapılmayan TİP A 8 10,1 10,1 TİP B 16 20,3 20,3 TİP C 43 54,4 54,4 TİP D 12 15,2 15,2 Total 79 100,0 Tablo 2: MR yapılmayan grupta meme tipleri Meme Arka Plan Kontrastlanma Frequency Percent Valid Percent Cumulative Percent Minimal 34 38,6 38,6 38,6 Hafif 33 37,5 37,5 76,1 Orta 14 15,9 15,9 92,0 Yüksek 7 8,0 8,0 100,0 Total 88 100,0 100,0 Tablo 3: Meme arka plan kontrastlanma dağılımı 88 olguda MR yapılmış olup, bu olguların 17’sine (%19,31) biyopsi yapılmıştı. Biyopsi sonuçlarına bakıldığında 88 olgunun 3’ünde (%3.4) 86 Oral Presentations / 15. International Trakya Family Medicine Congress Proceedings Book malignite saptanmıştır. Patolojik sonuclar Tablo 4’te özetlenmiştir. Tip Frequency Percent Valid Percent Cumulative Percent MR yapılan Benign 10 11,4 11,4 11,4 Premalign 2 2,3 2,3 13,6 Malign 3 3,4 3,4 17,0 Biyopsi yapılmamış 73 83,0 83,0 100,0 Total 88 100 100 MR yapılmayan Benign 1 1,3 1,3 1,3 Premalign 2 2,5 2,5 3,8 Biyopsi yapılmamış 76 96,2 96,2 100,0 Total 79 100,0 100,0 Tablo 4: Gruplara göre patolojik sonuçlar MR yapılmayan 79 (%47,31) hastadan yalnızca 1’ine biyopsi yapılmış ve olguda proliferatif lezyon tanımlanmıstır . MR yapılan grupta malignite saptanma oranı, yapılmayan gruba göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Ayrıca, bu grupta yoğun meme yapısına sahip hastaların daha baskın olduğu gözlenmiştir. Istatıstıksel analızde Pearson Chi-Quare testi yapılmıs olup gruplar arasında anlamlılık saptanmıstır (p=0.02) Tartışma ve Sonuç: Tarama mamografisi yüksek riskli kadınlarda kanser saptamada başarılı olmakla birlikte yoğun meme dokusuna sahip olgularda duyarlılığı düşmektedir [5]. Aile öyküsü nedeniyle yüksek risk taşıyan ve yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda meme MR, tarama amacıyla değerlendirildiğinde malignite saptamada etkin bir yöntem olarak öne çıkmaktadır [6]. Morris ve ark yaptıkları büyük ölçekli çalışmada, meme MR %17 oranında byopsi önerisine yol açmış olup bunların %24 ünde kanser saptanırken genel populasyonun %4 ün de kanser saptanmıştır. Bu kanserlerin %50 sinden fazlası in-situ kanser olarak bildirilmiştir [6,7]. Bızım calışmamızda literatür ile uyumlu olarak meme kanseri %3.4 oranında bulunmustur. Calışmamızda olgu sayısı limitasyonu oluşturmustur. Yoğun meme dokusuna sahıp yuksek riskli olgu grubunda eklenecek meme MR ile, meme kanserinin erken evrede saptanması, morbidite ve mortalitenin azalması ile gelecekte kişiselleştirilmiş tarama programına eklenmesi beklenmektedir.
[9]. KAYNAKÇA: 1. Kuhl CK, Schrading S, Leutner CC, et al. Mammography, breast ultrasound, and magnetic resonance imaging for surveillance of women at high familial risk for breast cancer. J Clin Oncol. 2005;23(33):8469-76. 2. Leach MO, Boggis CR, Dixon AK, et al. Screening with magnetic resonance imaging and mammography of a UK population at high familial risk of breast cancer: a prospective multicentre cohort study (MARIBS). Lancet. 2005;365(9473):1769-78. 3. Warner E, Plewes DB, Hill KA, et al. Surveillance of BRCA1 and BRCA2 mutation carriers with magnetic resonance imaging, ultrasound, and mammography. JAMA. 2004;292(11):1317-25. 4. Berg WA, Zhang Z, Lehrer D, et al. Detection of breast cancer with addition of annual screening ultrasound or a single screening MRI to mammography in women with elevated breast cancer risk. JAMA. 2012;307(13):1394-404. 5. Armstrong K, Weber BL. Breast cancer screening for highrisk women: too little, too late? J Clin Oncol 2001; 19:919-920 6. Onishi N, Kataoka M. Breast cancer screening for women at high risk: review of current guidelines from leading specialty societies. Breast Cancer. 2021 Nov;28(6):1195-1211. doi: 10.1007/s12