Amaç: Manyetik rezonans görüntüleme (MRG), hepatosellüler karsinomun (HSK) tanı, yönetim ve takip süreçlerinde temel bir görüntüleme yöntemidir. Difüzyon temelli görüntüleme tekniklerinin fokal karaciğer lezyonlarının karakterizasyonunda tamamlayıcı bir rol oynayabileceği gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, HSK tanısında difüzyon ağırlıklı görüntüleme (DAG) ve difüzyon tensör görüntüleme (DTG) parametrelerinin katkısını, sirotik ve normal karaciğer parankimi ile karşılaştırarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, 1,5 T MRG yapılan 62 HSK hastası, 56 siroz hastası ve 52 normal karaciğer parankimi olan birey dâhil edildi. DAG ve DTG dizileri, 50-800 s/mm2 b-değerleri ve 20 difüzyon kodlama yönü ile elde edildi. Fraksiyonel anizotropi (FA) ve görünen difüzyon katsayısı (ADC) değerleri hesaplanarak gruplar arasında karşılaştırıldı. Bulgular: HSK’da ADC değerleri anlamlı şekilde daha düşük, FA değerleri ise sirotik ve normal parankime kıyasla anlamlı şekilde daha yüksekti (p<0,05). Ortalama FA değeri HSK için 0,46±0,14, non-kanseröz parankim için 0,39±0,08, sirotik ve normal parankim için 0,40±0,07 idi. FA için 0,45 eşik değeri kullanıldığında, HSK’yı normal parankimden ayırt etmede duyarlılık %38,7, özgüllük %94,2 [eğri altındaki alan (AUC): 0,653, %95 güven aralığı (GA): 0,554-0,751); sirotik parankimden ayırt etmede ise duyarlılık %62,9, özgüllük %75,0 (AUC: 0,649, %95 GA: 0,542-0,745) olarak bulundu. Sonuç: FA değerleri HSK, sirotik ve normal karaciğer parankiminde orta düzeyde anizotropiyi yansıtmaktadır. FA, HSK ile non-malign parankim arasındaki farkı yansıtmakla birlikte, sınırlı duyarlılığı nedeniyle tek başına tanısal biyobelirteç olarak kullanımı kısıtlıdır.
Aim: Magnetic resonance imaging (MRI) is a fundamental imaging modality in the diagnosis, management, and follow-up of hepatocellular carcinoma (HCC). Diffusion-based imaging techniques have been shown to potentially play a significant role in the characterization of focal liver lesions. The aim of this study was to evaluate the contribution of diffusion-weighted imaging (DWI) and diffusion tensor imaging (DTI) in the diagnosis of HCC by comparing DWI and DTI parameters with those of cirrhotic and non-pathological liver parenchyma. Materials and Methods: This retrospective study included 62 patients with HCC, 56 with cirrhosis, and 52 with non-pathological liver parenchyma who underwent 1.5-T MRI. DWI and DTI sequences were acquired using b-values of 50-800 sec/mm2 and 20 diffusion-encoding directions. Fractional anisotropy (FA) and apparent diffusion coefficient (ADC) values were calculated and compared across the groups. Results: ADC values were significantly lower and FA values significantly higher in HCC compared to cirrhotic and non-pathological parenchyma (p<0.05). Mean FA was 0.46±0.14 for HCC, 0.39±0.08 for non-cancerous parenchyma, and 0.40±0.07 for both cirrhotic and non-pathological parenchyma. An FA cut-off of 0.45 yielded 38.7% sensitivity and 94.2% specificity [area under the curve (AUC): 0.653, 95% confidence interval (CI): 0.554-0.751] vs. non-pathological parenchyma, and 62.9% sensitivity and 75.0% specificity (AUC: 0.649, 95% CI: 0.542-0.745) vs. cirrhotic parenchyma. Conclusion: FA values reflected moderate anisotropy in HCC, cirrhotic, and non-pathological liver parenchyma. Although FA differed significantly between HCC and non-malignant tissues, its modest sensitivity limits its utility as a stand-alone biomarker.