34. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi-UNTK 2022, Antalya, Türkiye, 27 - 31 Mart 2022, cilt.8, ss.19-20, (Tam Metin Bildiri)
Amaç: Diferansiye tiroid kanseri (DTC) yönetiminde, American Thyroid Association (ATA) sınıflamasına göre düşük riskli hastalarda başlangıç evrelemesini ve takipte tiroglobulin (Tg) izlemini kolaylaştırmak için ablatif I-131 radyoaktif iyot (RAI) tedavisi uygulanmaktadır. Bununla birlikte, ablatif RAI kullanımı ve dozları hala tartışmalı olup uygulayan merkeze göre değişiklik göstermektedir. Bu çalışmada farklı dozlar uygulanan düşük riskli DTC hasta gruplarında ablasyon etkinliği, komplikasyonlar ve hastanede yatış sürelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Ocak 2015-Ocak 2021 tarihleri arasında opere DTC tanısı ile RAI tedavisi için anabilim dalımıza yönlendirilen hastalar retrospektif olarak tarandı. ATA risk sınıflamasına göre düşük riskli, bilinen lenf nodu veya uzak metastazı bulunmayan hastalar çalışmaya dahil edildi. RAI tedavisi sonrası 9-12. aylardaki I-131 tüm vücut tarama (TVT) görüntülerinden remnant doku varlığı ve tükrük bezi tutulumları değerlendirildi. TVT görüntülerinde tiroid lojunda tutulum saptanmayan, stimüle Tg<2 ng/mL, boyun ultrasonografide rezidü doku saptanmayan hastalar ablasyon başarılı kabul edildi. Uygulanan dozlar 30-50 mCi (grup 1), 75 mCi (grup 2) ve 100 mCi (grup 3) olarak 3’e ayrılarak gruplar arası ablasyon başarısı, tükürük bezi asimetrisi ve hastanede kalış süreleri istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Toplam 130 hasta (111 kadın, 19 erkek) çalışmaya dahil edildi. Yaş ortalaması 51±13 idi. Hastaların 99’unda T1, 31’inde T2 evre tümör mevcut olup ortalama boyut 17,1±9 mm idi. Otuz sekiz hasta grup 1, 46 hasta grup 2 ve 46 hasta grup 3 grubunda yer aldı. Grup 1, 2 ve 3 hastalarda ablasyon başarısı sırasıyla %92,1, %93,5, %95,5 olup istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p=0,795). Ortalama hastanede yatış süreleri ise sırasıyla 2,1±0,3, 2,6±0,6 ve 2,9±0,4 gün olup gruplar arası istatistiksel anlamlı fark mevcuttu (p=0,001). Üç gün ve üzeri hastanede yatış oranları sırasıyla %13,2, %54,3, %84,8 olarak bulundu. Grup 1 hastalarda tedavi sonrasında tükürük bezlerinde asimetrik tutulum bulgusu saptanmazken, grup 2’de 2 (%4,3) hastada ve grup 3’te 5 (%10,9) hastada tükürük bezlerinde asimetrik tutulum mevcuttu. Sonuç: DTC’de cerrahi sonrası RAI tedavisi; sürveyansı kolaylaştıracak remnant doku ablasyonu sağlama, rezidüel mikroskobik hastalığa etki göstererek rekürrens oranlarını azaltma, tedavi sonrası TVT ile bilinmeyen lokal veya uzak metastazları belirleyebilme ve metastaz varlığında küratif veya palyatif amaçlı olarak uygulanabilir. Temel amacın ablasyon olduğu ATA risk sınıflamasına göre düşük riskli hastalarda yan etki, maliyet ve hasta konforu göz önüne alınarak istenilen etkinin sağlanabileceği en düşük dozları belirlemek önemli ve hala tartışmalıdır. Bizim sonuçlarımıza göre, düşük riskli DTC hastalarında 30-50 mCi ile uygulanan düşük doz RAI tedavisi ablasyon için yeterlidir. Daha kısa hastanede yatış süresi ve daha düşük tükürük bezi harabiyeti avantaj olarak görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Diferansiye tiroid kanseri, I-131 tedavisi, ablasyon