Güven S. G. (Yürütücü), Arda B.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Doktora, 2023 - 2024
|
Gürültünün miktarı genellikle ses basıncı seviyesi (SPL)
olarak ifade edilir. Gürültü seviyesi desibel ( dB) olarak ölçülür. Gürültü;
erişkinlerde presbiakuziyi takiben en sık görülen ikinci işitme kaybı
sebebidir. Kırk yaş altında ise en sık görülen sensörinöral işitme kaybı
nedenidir. Maruz kalınan gürültünün şiddeti, frekansı, süresi ve temporal
karakteristiği (sabit/ dalgalı/değişken oluşu) oluşacak olan koklear hasarı
belirler. Bununda beraber daha önce benzer gürültünün düşük şiddetine maruz
kalıp kalmamak, kişinin yaşı, cinsiyeti, kullandığı ilaçlar, önceden işitme
kaybı olup olmaması ve kişisel duyarlılık da etkilidir. Maruz kalınan
gürültü, sadece subsellüler bölgenin ultrastrüktüründe özel değişiklikten
tüylü hücrelerde total harabiyete kadar değişen hasarlar oluşturabilir. Aşırı
gürültünün neden olduğu işitme kaybı üç grupta sınıflandırılır. Bunlar;
1.Geçici İşitme Eşiği Kayması, 2.Kalıcı İşitme Eşiği Kayması 3. Akustik
travma (AT) 'dır. Akustik travma insanlarda edinilmiş işitme kaybının en yaygın
nedenlerinden biridir. Mesleki veya gündelik aktivitelerde maruz kalınan
gürültünün iç kulakta yarattığı zarar ile sensörinöral işitme kaybı oluşur.
Akustik travma; ani ve yüksek şiddetteki gürültüye maruziyet sonucu oluşur.
Geçici veya kalıcı işitme kaybı yapabilir. Tüm koklea etkilenebilir. Ancak en
çok corti organı hasar görür. Timpanik membranda perforasyon, oval veya
yuvarlak pencere fistülleri, kemikçiklerde kopmalar görülebilir. Gürültünün
süresine bağlı olarak akut ve kronik akustik travma olarak adlandırılır.
Akustik travmanın biyolojik sistem üzerindeki etkisi net olarak
anlaşılamamıştır, kokleada mekanik ve metabolik hasarlara yol açabilir.
Yapılan çalışmalarda akustik travma oluşturulmuş sıçanlarda beyindeki
metabolik değişiklikler incelenmiş ve glutamat eksitotoksisitesi
saptanmıştır. Kokleadaki tüylü hücreler gürültü maruziyeti sonrası aşırı
aktive olarak oksidatif stres oluşturur. Glutamat işitsel sistemin temel
eksitatör nörotransmitteridir ve sinaptik aralığa aşırı salınımı sonucu
eksitotoksisite meydana gelir. Postsinaptik alanda glutamatın bağlandığı
reseptör N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptörüdür. İskemi, alkol
intoksikasyonu, hipoglisemi ve epilepsi sonrası eksitotoksik hücre ölümünde
de NMDA reseptörlerinin anahtar rol
oynadığı gösterilmiştir. Aşırı eksitatuar
sinaptik aktivasyon sonrası glutamat reseptörlerinin fazla uyarılmasıyla
sitoplazmik Ca+2 un fazla yüklenmesi sonucu hücre ölümü olmaktadır. Oksidatif
stres ve hücre ölümüne yol açan Ca+2 iletiminde NMDA reseptörleri görev almaktadırlar.
Bu etkinin öüne geçilmesi için NMDA reseptör antagonisti ajanlar kullanılabilir.
Memantin (3,5-dimetil-1-adamantan); voltaj-bağımlı, orta afiniteli ve
kompetitif olmayan bir NMDA reseptör antagonistidir. Nikotinik asetilkolin
veya NMDA reseptörleri gibi Ca+2 geçirgen iyon kanallarını bloke etmektedir.
Memantin bir glutamat reseptörü ola N-metil-d-aspartat (NMDA) nın yarışmasız
antagonistidir. Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere birçok nörolojik
bozuklukta klinik olarak faydalı bir ilaçtır. Başlıca etki mekanizması, beyin
işlevinde geniş çapta yer alan bir glutamat reseptör alt ailesi olan
N-metil-d-aspartat (NMDA) reseptörlerinin kanallarından geçen akımın bloke
edilmesi olduğuna inanılmaktadır. Çalışmamızda akustik travmaya bağlı işitme
kaybı oluşturulmuş guinea pig (kobay) modelinde, memantin uygulamasının olası
koruyucu ( protektif ) etkisinin değerlendirilmesini amaçlamaktayız. Bu
sayede günümüzde halen etkin tedavisi bulunmayan ve sanayileşen toplumda
toplumsal bir sorun haline gelen akustik travmaya bağlı işitme kaybında
insanlar üzerinde de uygulanabilecek, bu hastalıktan bir korunma veya tedavi
yöntemi geliştirilmesine zemin hazırlayabileceğini düşünmekteyiz. |