Oral Kavite Kanserlerinde LAG-3 Ekspresyonunun Araştırılması
Güven S. G. (Yürütücü), Dinç Y. E., Can N., Süt N.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Doktora, 2025 - 2026
- Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
- Destek Programı: BAP Doktora
- Başlama Tarihi: Temmuz 2025
- Bitiş Tarihi: Temmuz 2026
Proje Özeti
|
Skuamöz hücreli
karsinom (SCC), oral kavite malignitelerinin %90`ından fazlasını
oluşturmaktadır. Baş-boyun kanserleri içerisinde daha sık rastlanan kanser
türü olan oral kavite skuamöz hücreli karsinomu (OCSCC) yüksek morbidite ve
mortalite oranına sahip olması nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından ölüm
oranı yüksek sekiz kanser türü listesine dahil edilmiştir (1). Kırk yaş üzeri
erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Hastalığa neden olan faktörler arasında
tütün ve alkolün yanısıra kötü ağız hijyeni, yetersiz beslenme, bağışıklığın
zayıf olması, herpes simplex virüs (HSV) ve insan papilloma virüsü (HPV) gibi
virüsler yer almaktadır (2). Kansere karşı
mücadele dünya genelinde giderek yoğunlaşmakta ve yeni tanı tedavi
metotlarının geliştirilmesine çalışılmaktadır. Son zamanlardaki
araştırmalar kanser immünolojisi üzerinde yoğunlaşmıştır. İmmün sistemin
kanserli hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını sınırlandırdığı bilinmektedir
(3). Kanser hücreleri
tümördeki hücrelerin ancak % 30'luk bir kısmını oluşturmaktadır. Tümörlü
dokuda bulunan diğer hücre topluluğu, tümörün doğal yaşamında olumlu veya
olumsuz etki ederek çeşitli roller oynayabilir. Bu durum da kanser
mikroçevresi kavramını ortaya çıkarmaktadır (4). Kanser hücrelerinin çevre
doku ve immün sistem hücreleri ile birlikte oluşturduğu ortama mikroçevre
veya immün mikroçevre adı verilir. Bu mikroçevreyi oluşturan hücreler ve
kanser hücrelerinin bu mikroçevre unsurları ile reseptör düzeyindeki
ilişkileri immün sistemden kaçış yollarının temelini oluşturur. İmmün
sistem elemanlarının kanser hücrelerini tanımasını sağlayacak moleküllerin
ekspresyonunda azalma, immün sistemin inhibisyonunu sağlayacak moleküllerin
ekspresyonundaki artış bunlardan bazılarıdır (5, 6). Baş boyun kanserleri
de immün infiltrasyonun yoğun olarak görüldüğü ve immün tolerans mekanizmalarının
kanser progresyonu üzerinde rol oynadığı gösterilen kanserlerdendir (7). Tümör infiltre eden
lenfositler üzerinde eksprese edilen bazı markerların bu lenfositlerin
aktivitelerinin sınırlandırılmasında ve inhibisyonunda rol oynadığı
bilinmektedir. İmmün yanıtın sınırlandırılması normal şartlarda bir
gereklilik iken, kanser mikroçevresinde gerçekleşen bu mekanizma kanser
hücrelerinin immün sistemden kaçışını sağlamaktadır. Bunda rol oynayan
moleküllere immune checkpoint markerlar adı verilir. Şu an için bunların en
çok bilinenleri PD-1 (Programmed death
cell-1) ve CTLA-4 (Cytotoxic T-lymphocyte associated protein-4) iken, yeni
gündeme gelen bir başka önemli marker da LAG-3'tür (Lymphocyte Activation
Gene-3) (6). LAG-3, aktive CD4+ ve
CD8+ T lenfositler üzerinde eksprese edilen ve bu hücrelerin fonksiyonları
üzerinde inhibitör etkili immun kontrol noktası molekülüdür. LAG-3'ün
Treg'ler (Regulatuar T Lenfosit) üzerinde yüksek oranda eksprese edildiğini
ve LAG-3 blokajının Treg'lerin supressör etkisini ortadan kaldırarak hayvan
modellerinde tümöre karşı immün yanıtı arttırdığını gösteren çalışmalar
mevcuttur (8, 10). Mevcut literatür,
COVID-19 ile uzun vadeli kanser riski arasındaki potansiyel bağlantıya dikkat
etmektedir (11). Virüsler konakçı DNA'sına zarar verir, apoptozu bozar ve
konakçı bağışıklık tepkilerini bastırır (12). SARS-CoV-2 (Severe acute
respiratory syndrome coronavirus 2), hücre döngüsü ilerlemesi, metabolizma,
epigenetik, translasyon ve RNA işlemede önemli roller oynayan güvenli
proteinler içerir (13). Bazı yazarlar, uzun süreli COVID-19'un iyileşen
hastalarda kanser gelişimine katkıda bulunabileceğine ve tümör ilerlemesini
hızlandırabileceğine inanmaktadır (14). Bu teori, SARS-CoV-2'nin kanserle
ilgili yolları etkileme, kalıcı düşük dereceli inflamasyonu teşvik etme ve
doku hasarına neden olma kapasitesine ilişkin artan kanıtlardan
kaynaklanmaktadır. Klinik pratiğimize göre COVID-19 pandemisi sonrası oral
kavite kanseri sıklığının arttığını ve kliniğinin değişken olduğunu gözlemlemekteyiz.
Çalışmamızın amacı
literatürdeki yenilikler ışığında oral kavite skuamöz hücreli kanseri tanısı
alan hastalara ait doku örneklerinde LAG-3, HPV ve Sars-CoV Spike Protein
ekspresyon özelliklerinin ve bunun oral kavite skuamöz hücreli kanserleri
arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. LAG-3'ün oral kavite skuamöz
hücreli kanserlerinde ekspresyon düzeyi, bu düzeyin prognoz, sağkalım ve
diğer klinikopatolojik veriler ile ilişkisinin ortaya konmasıdır. Böylece
Anti LAG-3 gibi immun kontrol noktası molekülü inhibitörlerinin kullanıldığı
immünoterapilerin oral kavite kanserlerinde kullanılabilirliğinin
araştırılması hedeflenmiştir. Bizim hipotezimize
göre LAG-3 ekspresyonu oral kavite kanserinde prognostik bir faktördür. Bu
çalışmadan elde edilecek verilerin, oral kavite kanserlerinin tedavisinde
immünoterapotik ajanların kullanıma kazandırılması için yol gösterici olacağı
düşünülmektedir. |